izmir escort
Ana SayfaKültür Sanat“Çiğdem Mater’in çekemediği filmleriz”

“Çiğdem Mater’in çekemediği filmleriz”

Google News presshaber.com

Didem Pekün’ün yönetmenliğini, Çiğdem Mater’in ise yapımcılığını yaptığı Disturbed Earth’ün Uçan Süpürge’deki ilk gösterimi gerçekleştirildi. Uçan Süpürge Vakfı Başkanı Halime Güner ve 25. Uçan Süpürge Program Direktörü Nil Kural tarafından film gösterimi öncesinde yapılan konuşmada şunlar kaydedildi:

 “Çiğdem Mater’in filmini sunmak üzere bizim yanımızda olması gerekiyordu. Ancak 25 Nisan’dan beri çekmediği bir film sebebiyle Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu. Uçan Süpürge’den “Çiğdem Mater’in çekemediği filmleriz” diyen tüm sinema sektörü çalışanlarına selam gönderiyoruz.

25 yıldır sinemacı kadınların sesini, emeğini ve cesaretini paylaşmak ve desteklemek için çalışan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali olarak sevgili Çiğdem Mater’i ve tüm Gezi mahpuslarını aramızda görmek istiyoruz” 

“YÖNETMENLER SİYASETÇİLERDEN DAHA FAZLA ROL ÜSTLENİYOR”

Perdeyi Sahipleniyoruz ortak seçkisinin parçası olan Lübnan’dan Mavi Zindan’ın gösterimi yönetmeni Zeina Daccache’nin katılımıyla gerçekleşti. 

Daccache gösterim sonrasında 14 yıldır hapishanelerle ilgili çalıştığını ve tiyatro oyunu ve sinema terapileri yaptığını belirterek, Mavi Zindan filminin ise 14 yıllık çalışmanın 3. ürünü olduğunu söyledi. Daccache Lübnan’da psikolojik rahatsızlığı olanların suç işlediği takdirde hapse girdiğini ve “iyileşene” kadar hapishanede kalarak süreç boyunca herhangi bir terapi almadığını belirtti.  Mavi Zindan filminde ise hem psikolojik problemleri olan mahkumlar hem de diğer mahkumlarla yapılan çalışmaların bir belgeseli olduğunu belirten Daccache, hapishaneler üzerine yaptığı filmlerinin toplumu değiştirmeye katkı sağladığını ve yönetmenlerin tutsakları ilgilendiren konularda siyasetçilerden daha fazla rol üstlendiğini kaydetti.

Uçan Süpürge’nin queer seçkisi Pembesiz Mavisiz’den Rebel Dykes film gösteriminin ardından filmin yapımcılarından Melanie Iredale’in katılımıyla film üzerine bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide yapımcı Melanie Iredale, yapım sürecinin 6 yıl sürdüğü Rebel Dykes filminin bir sözlü tarih çalışması olarak başladığını ve 25 kadın hikayesine dayandığını ifade etti. Iredale, “Bu proje benim için şu yüzden önemli; kuir ve lezbiyen kadın hikayelerini kuir ve lezbiyen kadınlar anlatıyor. Bu hikayeleri bizzat kuir ve lezbiyen kadınların anlatması çok önemliydi ve bu yüzden heyecan verici” diyerek birçok ülkede bu tür festivalleri düzenleyenlerin cesaretini tebrik etmek gerektiğini söyledi: “Kendilerini ateşe atarak, büyük bir cesaret göstererek queer filmler için bir platform oluşturuyorlar.” 

FESTİVALDE BUGÜN

Saat 14.00’de gösterilecek Bu Yağmur Hiç Dinmeyecek, Suriye’deki savaştan kaçarak kendisine ve ailesine daha iyi hayat kurmak için Ukrayna’ya gelen ve burada da kendisini savaşın içinde bulan 20 yaşındaki Andriy Süleyman’ı takip eden bir belgesel. Yönetmen Alina Gorlova, siyah beyaz çektiği bol ödüllü filmi Bu Yağmur Hiç Dinmeyecek’te izleyiciyi insanlığın hiç bitmeyen savaş ve barış döngüsünde etkileyici, görsel açıdan çarpıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Suriye’deki iç savaştan Ukrayna’daki çatışmalara uzanan filmde, Andriy’in varoluşu yaşam ve ölümün sonsuz görünen akışıyla resmediliyor.

Saat 19.00’da izleyiciyle buluşacak Anais’in Aşkları’nda, Charline Bourgeois-Tacquet, prömiyerini 2021 Cannes Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası bölümünde yapan ve ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu filmde, ilişkiler ve arzunun halleri üzerine hafif, uçucu, bol konuşmalı ve eğlenceli bir hikayeye imza atıyor. Yönetmenin yarattığı bu genç kadının peşine takılmak izleyiciye şen şakrak bir yolculuk sunuyor.

21.30’da gösterilecek Clara Sola’da, Clara Bir “şifacı” olarak ailesine ve umuda ihtiyacı olan köyüne destek olur, bir yandan doğayla olan ilişkisinde teselli bulur. Yıllar boyu baskıcı annesinin kontrolü altında yaşayan Clara’nın cinsel arzuları yeğeninin yeni erkek arkadaşına duyduğu ilgiyle uyanır. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin 15 Günü bölümünde yapan ve Kosta Rika’nın Oscar adayı olan Clara Sola, baskı altındaki bir kadının özgürleşme hikâyesini büyülü gerçekçilikten beslenen güçlü bir atmosferle sunuyor.

Programa www.kadinlarinmirasi.com üzerinden, biletlere ise Büyülü Fener Kızılay Sineması gişelerinden ya da biletinial web sayfasından erişmek mümkün.

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Analiz: Bankalar 3. Çeyrekte çok zorlandı…

        Geçen yıldan gelen olumsuz baz etkisiyle krediler üçüncü...

Almanya’da IŞİD operasyonu!

Başta Köln olmak üzere beş kentte 12 farklı noktaya eş zamanlı...

Turkcell Holding’in ortakları kâr dağıtım teklifine onay verecek

Turkcell’in kontrolüne sahip olan Turkcell Holding’in ortakları, genel kurul toplantısında...

Ottobock

Yüksek kalite rehabilitasyon cihazlarına sahip olması ile ünlü olan Ottobock, tekerlekli...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir korku ve sindirme politikası uyguladı. Hayatın bir parçası haline gelen bu uygulamalarda kaybedilenlerin çoğunu; öğrenciler, öğretmenler, sendikacılar (örgütlü...

Ölümü öldürmek, sonsuz bir umudun baharıdır…

“Evîn Biharek e…”* - Arjen Arî Bir acılar sarmalıdır sancı, zamanın derinliklerinde gezinen ve hayatın kıyılarına vurur hafızalarının unutulmayacak sesleri. “Lal bû zimanê xwezayê, Girî herikî, jan bû banî” (“Dilsizdi doğanın dili, gözyaşı aktı, acı köprü oldu…”) dizeleri ile anlatıyor şair Semra Çelebî, ‘Birîn’ adlı şiir kitabında, gerçeğin...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.Zihnimde...

Kuzguni Gömüt

Siyah kuzguni elbisesi içinde dilinde tek bir Arapça cümle ile Aisha Faris, sadece ağlıyordu. Bizim bilmediğimiz bir dilde, İç’inde kopan çığlıkların gümbürtüsü, siyah elbisesinde kara kara dalgalanıyordu. Aynı Arapça cümleyi tekrarlayarak Engin dertlerine bir de çağlayanlar ekliyordu. Gözyaşları bakışımızın değdiği her yerdeydi. Kara elbisesi; pul parlaklığını, onun...

Direniş Suflesi: Hayır

‘Oku’ diye başlıyor olmasına rağmen kutsal sayılan kelam; ilk maraza mevzunun başında ortaya çıkıyor.Taraflaşmanın daha kolay belirlendiği, hudutların keskin olduğu süreçler elbette yaşandı. Her konuya dair yaklaşımlar farklı idi ve tariflenen alandan hangi konuya nasıl yaklaşılması gerektiği de kendiliğinden açığa çıkıyordu. Karışık ama bence kesinlikle böyleydi.İnsanın yaşadığı...

Üşüyor bir coğrafyanın yüreği

'Eylül Mayıs'a dönüşecek...'Geo Milev Üşüyor bir şehrin yüreği,  geceler buzdan karanlık. Yan yana dizilmiş çadırlar kanıyor. Üşüyor yeryüzü ve şehrin sokaklarında geziyor soğuk. Bir çocuk gözlerinde acının izlerini taşıyor. Bir bahar var ve gelecek mutlaka çocuk. Umudun ışığını taşıyor, geleceğimiz umudumuz çocuk. En amansız fırtınalar diner çocuk, savrulur...

En çok mor

Sıcak beterdi. Bıyıkları terlememiş bir delikanlılık çağında boncuk boncuk ter atıyordu. Çimento torbaları eşek ölüleri kadar ağırdı. Tuğlalar, yamalı şalvarında kahverengi tozlar bırakıyordu. Yamasını çepeçevre saran alelacele dikişleri hep terden söküktü.Daha O Boy’uyla karar vermişti ev yapmaya. Bir evin temelini attı. Atış o atış..Seni inşaat işçisi; fayans...

Sınırlar ve rahatça uyunamayan ülkeye dair: Ordu, yeniden…

Levent Ünsaldı Devlet ve milletin yüksek çıkarlarını ait olduğu kurumun çıkarlarıyla eş gören, dolayısıyla bunları yorumlama tekelini de kendisine veren Türk subayı, kışladaki eriyle kurduğu paternalist ilişkisini (“oğlum” ifadesiyle çağrılan er) milletin geneliyle olan ilişkisine de kolayca yansıtabilmiştir. Aktarılan bu hususi ethos (değerler sistemi), subayın tüm yaşamını geçirdiği...

Rıza Yalçın Koçak yazdı: Olağanüstü zulüm

Rıza Yalçın Koçak Etrafımızdaki insanlar büyük bir şaşkınlıkla cevabı bir yanı ile çok basit bir yanıyla ise iler tutar yanı olmayan sorular soruyorlar. İşyerlerinden atılan arkadaşlarının masumiyetlerine iliklerine kadar inanıp ve ama ‘devletin de bir bildiği vardır’ fikriyatının serin sularında kol gezmeye devam ediyorlar. Hükümet ile ‘paralel’ devlet...

Halkın vicdanı; “Gelemem” diyorsun, peki sen bizdeki “öf öf” ü duyuyor musun?

Ne desek, ne etsek, nasıl yapsak bilemiyoruz… Az şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler anlatabilmek için yeterli yaşadıklarımız. Çok şey mi yaşadık? Yok, bir şeyler yapabilmek için çok şey görmedik henüz… “Derin bir ah” çekiyoruz, çünkü şu kelimeler sayfaya değerken Hurşit Külter hala kayıp. Ve “ah vicdan”...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak ‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)Erleri çekin rütbeliler gelsin! Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu. Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar. Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini. Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta....

Kadim Süryanilerin Akitu Bayramı

Yerinden yurdundan edilen, sürgün halkların derdini en içten şairler dillendirir. Bu sebeple Yuhanna Bar Madeni der ki:“Ey sağduyulu!Ana vatanında kalman,Saygınlığını korur.Hakareti ve acı dolu gurbeti hor gör.Saç, başta oldukça değerlidir.Olmadığında, küçümsenir ve ayaklar altına alınır”Bundan tam 6766 yıl önce (MÖ 4750) Asur ve Babil kaynaklarına göre, tarihte...