Kasaplık Bayram ve havada uçan kelleler!

2
Kasaplık Bayram ve havada uçan kelleler!

İsviçre’nin Vevey kentinden Entegrasyon Komitesi İsviçre, Kurban Bayramı’na ilişkin bir bildiri yayınladı. Bildiride kurban bayramı gibi kanlı ritüellerin en çok İslam ülkelerinde görüldüğüne dikkat çekildi.

Bildiri metni ve bildiri altına atılan imzalar ise şöyle:

Hayvan kafasının kesilmesinin Kutsal ilan edilmesi,fışkıran kanlarla küçük çocuklara adeta banyo yaptırılması bayram mı?! Kurban ve bayram sözcüklerinin yanayana kullanılması bile şizofrenik bir durum.
Kasaplık kan bayramının 9 güne uzatılması, her kişiye bir imam sloganın atılması, geleceğin karanlıklarını şimdiden haber veriyor. Ufacık çocukların alınlarına birer kan damlası kondurularak bu vahşetin kutsanmasından rahatsız olmayanlar başı dönmüş cellatlardır. Kanı, öldürmeyi kutsayan bir bayram, bayram olamaz!

Hayvanı keserken ona gel bak deden koyunu kesecek şimdi büyünce sende kesicen denilerek çocukların kasap ruhlu yetişmelerinin temelleri atılıyor. O kadar mı bu etki hep sürecek yaşamlarında. Onlar büyünce kendilerini baş kesen birer malkoçoğlu, yeniçeri, Avrupayı fethedecek akıncılar olarak görecek ve masum insanların canlarına da acımasızca kıyacaklardır.

En çok insan kafasının kesildiği İslamcı ülkeler, ‘kurban bayramı’ denilen kanlı rituellerin topluma büyük birer bayram diye empoze edildiği ve topluca kutlandığı ülkelerdir. Hayvan kafasının kesilmesinin Kutsal diye ilan edildiği, fışkıran kanlarla adeta küçük çocuklara banyo yapıldığı barbar kültürlerde, bunu daha küçük yaşta görüp yaşayarak kanlar arasında büyüyen bu çocuklar cellat olmaktan öteye gidemiyor… Bu piskolojik bir alıştırma ve şartlanmadır. Hele elde satır, bıçak, özellikle çocukların psikolojisini bozan görüntüler uzmanların görüşüne göre de hiç de iç açıcı ve olumlu değil. Bu tür sahneleri küçük yaştan beri kutsallık diye algılayan küçük çocuklar birer ruh hastası olarak büyüyor ve sonradan işkence yapan, kafa kesen birer cani olup çıkıyorlar. Cahil kitle, bayram kutlama adına, bilinçlice tüm çocukları bu kasaplık ortamına zorla getiriyor ve onları yüzlerine kanlar fışkırtıyor. AKP yönetimince daha da uzatılan bu vahşet bayramı, zavallı çocukların beyinlerinin yıkanması için daha büyük bir fırsat oluyor. Hayvanı keserken ona gel bak deden koyunu kesecek şimdi büyünce sende kesicen denilerek çocukların kasap ruhlu yetişmelerinin temelleri atılıyor. O kadar mı bu etki hep sürecek yaşamlarında. Onlar büyünce kendilerini baş kesen birer malkoçoğlu, yeniçeri, Avrupayı fethedecek akıncılar olarak görecek ve masum insanların canlarına da acımasızca kıyacaklardır. Kurban bayramında hayvan kafaları havada uçarken, küçük çocukların bilerek topluca can çekişen hayvanın boğazına kadar yaklaştırılması, alınlarına bu kanın sürülmesi ve ellerine keskin bıçaklar verilmesi, İslam kasaplığının bariz bir örneğidir ! Bunu kutsal ve iyi eylem diye algılayan Müslüman çocuklar büyüdüklerinde rahatlıkla her canlının kafasını kesmeye muktedir olup, şimdiki gibi AKP’nin desteklediği Cihatçı örgütlerin potansiyelini oluşturmaktadırlar.

Bayram ve doğayı tekbir ruhuyla imha etmek!

Müslümanlar, dinlerinin insanları nasıl işkenceci tipi sapık, kaba, seksist, küfürbaz, parazit haline getirdiğini anlayıp bununla hesaplaşmak zorundadırlar.
Tekbir ve Allahuekber nidaları her geçen gün artan cami sayısı nedeniyle çekilemez hale geliyor. Piskolojik işkence derecesini alan imam haykırışları sistemsiz olarak birbirine karışıyor ve sanki Anadolu yeni işgal edilmiş de kafirlerlerin Müslümanlaştırılması yeni başlamış intibasını veriyor. Arapça ezan okuma adına diğer insanları anormal derecede rahatsız eden imam_hacı hoca takımında birazcık aile terbiyesi olsaydı, bu yaptıklarının inanç ve tanrı ile bir alakasının olmadığını, sadece petrol şehlerinin yayılmacı hedefleri için piskolojik savaşa katkıda bulunduklarını itiraf edip, ibadetlerini terbiyelice ve kimseyi rahatsız etmeden yaparlardı.
Kurban bayramına tekbirli savaş naraları ile giren milyonlarca beyni yıkanmış insan neden bu kadar çok hayvanın canına kıydığını bile bilmez! Müslümanların çoğu henüz cehalet dönemini yaşıyor: gözü dönen, ağzında salyalarla nârâlar atan göçebe çobanlar, Allah ekber diyerek her yeri kana buladılar.

Kurban Bayramı büyük kentlerde m.ö 3 000 yıllarına benzemiyor, görüntüler eski çağlardan daha geri gidiyor. Öyle sahneler TV ekranlarında yansıyor ki şaşmamak mümkün değil, sokaklarda akan kanlar, kaçan danalar, koçlar ve kendini yaralayan bir sürü acemi kasap binlerce yıl öncesinden de geriye gidiyor.

Milyonlarca hayvanı bir kaç gün içinde vahşice yokeden, tüm bir kültürü, türban, çarşaf, yüksek cami minaresi, namaz, ramazan, sünnet ve ‘kurban kesme’ ile betonlaştıran Türkiye’deki post modern Türk İslam sentezi, özünde bir kültürsüzleşme, bir sanatsızlaşma, bir felsefesizleşme/fikirsizleşme, vasatlaşma (ve odunlaşma!) demektir. ”Kurban bayramı”, toplumları şiddete yöneltmektedir. Öldürmeye, kesmeye, kan akıtmaya vicdanı rahatlıkla elveren insanlar, öldürmeyi kanıksamış insanlar, savaşların terörün, cinayetlerin de başlıca sorumluları oluyorlar. Kasaplar bayraminda hayvanları boğazlayanlar, ölümü öldürmeyi kanıksamış insanlar başka insanları da rahatlıkla öldürebiliyor. Ölüdürmenin, can almanın, kan akıtmanın, işkencenin, normal ve olağan sıradan bir şeymiş gibi gösterilmesine karşı çıkıyoruz.
Bir canlıyı öldürüp, parçalamaya alıştırılmış bir çocuğun, gelecekte kendi türünün de katili olabileceği şüphesizdir.
AKP İslamiyeti hoşgörüsüz, lanet, kötücül, dogmatik ve siyasi birşey olarak uygulamada Osmanlı kafasını örnek almaya devam ediyor. Anadolu insanlarının ruhunun/kültürünün/uygarlığının Kur’an kursuna indirgenmesi, kadınların çamaşırlarına, din-ahlak adına, onların sağlığını bozacak derecede müdahale edişlmesi, tek tip islamist insan tipinin hortlatılması, kültür fakümü yaratmaktan başka bir şey değildir. Boşluğun bu kadarı klinik bir vak’adır ve bu çevrenin kültürel boşluğunun neden uzaydan daha boş olduğuyla da kimse cidden ilgilenmemiştir…

Yeni sistemin başı Erdoğan’ın bütün işi Cami ve İslamın yayılmasıdır: dünyanın her yanına cami kurmayı ana amaç edinen Selefici Erdoğan İŞİD ve El Kaide gibi İslamın mutlak hakimiyetine soyunmuş durumdadır…!
Moskova’ya büyük cami kuran Seleficiler iyice palazlanarak vahşi ideolojilerini hakim kılmaya hız verdiler.. Bu türden İslami anıtlar, her tarafa kurulan gösterişi ile çevreye hükmeden yüksek cami minareleri eski zamanların put kültürünün biçim değiştirmiş hallerinden başka bir şey değildirler.
Bu durum, haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan nasip almadan dünyanın başına bela olmuş bir ilkelliktir…

AKP’nin temsil ettiği İslam fetih ve yağma ideoljisidir. Osmanlı’nın devr aldığı İslam-Arab istilaları hızla yayılarak ilkel milletleri hakimiyeti altına almış ve dünya uygarlığına büyük bir darbe vurmuştur. İslam; Cihad/istila/vahşet/dehşet/soygun/vurgun/talan/çapulculuk ve eşkiyalık ile tek din haline getirilmiştir…

AKP’nin Suriye topraklarını ele geçirmek için son olarak kurdurttuğu Al Nusra+Fetih Şam cephesi, eski Osmanlı Cihat felsefesinin tekrarıdır…
Savaşta ele geçen ülkeler fetih toprağı, öldürülen insanlar Allah’ın takdiri, ele geçirilen kızlar ve kadınlar (köle-cariye-seks işçisi-hizmetçi) erkek çocuklar köle (esir pazarında sermaye) İslam’ın şerefi; köle pazarında satılan insanlıktır. İslam; haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan nasip almadan dünyanın başına bela olmuş bir ilkelliktir…

AKP çetelerinin propogandalarının merkezinde olan isimler İslam’dan önceki Putperest isimleridir. şimdi Allah dediğimiz put Abdallah, Allah’ın kulu demektir ve İslam öncesi Ay tanrısı (el-ilah) ismidir. Muhammed Kabe’de 360 put içerisinde geriye sadece Allah putunu bırakmıştır, Çünkü biyolojik babasının adı Abdallah idi!
AKP’nin en büyük silahı olan Cihad nedir ? İslam Dinini tebliğdir. Sözle tebliğ edersin. Kabul edene itaat ettirir. Etmeyen ile ise savaşırsın. Savaşamayacak ve vergi verecek parası olmayan milletler İslam’ı kabul etmek zorunda kalırlar.

Şimdi gelelim Osmanlı Ocakları denilen çetelere: AKP’nin Özel Harekatı Osmanlı Ocakları İŞİD’leşiyor!

Cenaze timleri adı altında da hareket eden ve kriminal bir geçmişi olan, bunalım geçirerek sonradan Müslüman olan gençlerden oluşan, hayatını düzene sokmakta zorlanmış ve kendisine yeni bir sistem sunan İŞİD ve diğer Cihatçıların hayranı, Erdoğan tipinde otoriter bir güç arayışındaki gençlerden oluşan bu çeteler, zaman içinde TC’nin ana savunma gücü olarak tasarlanıyor…
Bu çeteler daha önce AKP propaganda çalışmalarında kefen giydirilip, ellerine palalar verilerek meydanlara sürülmüştü.
AKP cenaze timleri, Şam cephesi-Nusra -Fetih ordusu ve IŞİD’in başarısı ve antisemitizmin, Sünni İslam dışındaki yönelimlerin yok sayıldığı, Batı nefretinin tetiklendiği, demokratik değerlerin tehdit olarak gösterildiği resmi devlet politikalarının hüküm sürdüğü köklerin bulunduğu Türkiye’de taban buluyor.

UYAN ARTIK!

Kurtuluşun, ilkel Arap kabilelerinin yaşam biçimlerinden doğan AKP, İŞİD veya AL- Nusra gibi örgütlerin felsefesi ile değil, aksine onların senin üzerinde yarattığı kültü yırtıp atmandan geçer!
Uyan artık ilkel çağların çöl İŞİD’çisi Muhammed’in ve Türkiye’nin her tarafına cami kurarak Arapça bağırma, çağırmalarla hayatı çekilemez hale getiren AKP çetlerinin kafesinden kurtul artık!! 7.yüzyıla ait ilkellikler, çöl saçmalıkları ile bir yere varılamayacağını gör artık!
Muhammed; Erdoğan ve diğer tüm Arap diktatörleri gibi despot bir Arab lideridir. 7.yüzyılda putperest ilkel Arab kabilelerini kendi liderliği altında Millet haline getirerek kendi devletini kurmuştur. Putperestliği tek tanrılı dine dönüştürmüştür. Kur’an; Muhammed’in emirleri, devşirme bilgilere yaptığı felsefi yorumlardır. İlk İslam Devleti anayasasıdır. İŞİD’in şimdi yaptığı Muhammed’i aynen kopyalamakan başka bir şey değildir…
İŞİD, Muhammed döneminin en güzel kopyasıdır. İŞİD Müslüman değildir demek, İslam’ın doğuş ve gelişmesi konusunda zır cahil olmak demektir.
İslam’ın tüm ibadetleri, Kurban bayramı vs.. Putperestlik ibadetleridir. Muhammed İslam ile Putperestliği tek tanrılı din haline getirmiştir. Muhammed feodal İlkel Putperest Arab kabilelerini millet haline getirip ilk islam devletini kurup lideri olmuş ve devşirdiği bilgilerle yazdığı Kur’anı bu devletin anayasası yapmıştır…
İlkel bir Arab’ın ve onun takipçisi AKP’nin yalanlarına daha fazla inanma artık. Bilim ve teknoloji üretmek için uyuşmuş bir beyin değil, uyanık bir beyin lazım. Muhammed denilen ilkel Arab’ın bu putun en sevdiği kulu ve en sevdiği peygamberi olduğu iddia edilir. Namazda bu puta eğilip, yerlere kapanarak yardım, iyilik, merhamet, esirgeme, koruma, yüceltme, zenginlik ve bereket istenir. Modern zamanda akıl dışı bir ilkelliktir.

1400 SENEDEN BERİ DEVAM EDEN BARBARLIK MANZARALARI:

Hacı olma derdindeki milyonlarca ilkel Müslüman Kurban bayramı namazı kılıp şeytan taşlama ritüeli yaparken birbirini ezmeye devam ediyor…

HAC’DA YAŞANAN BAZI KATLİAMLAR!

1987: Suudi yetkililer, gösterilere müdahale ederken 400 kişi öldü.
1990: Putçu Kutsal bölgelere çıkan tünellerde bin 426 hacı öldü.
1994: İzdihamda 270 kişi hayatını kaybetti.
1997: Çıkan yangında 343 hacı öldü, bin 500 kişi yaralandı.
2006: “Şeytan taşlama” esnasında yaşanan kazada 364 hacı öldü.
2015: Cami minaresi çöktü, 107 ölü
24-09-2015 : Şeytan taşlama adına birbirini taşlama ve ezme, ilk belirlemelere göre en az 780 ölü.

Beyinleri çöl dogmaları ile körleştirilmiş ilkel barbarlar şeytanı taşlayalım derken kendilerini taşladılar.Hacılar, küçük, orta ve büyük şeytana yedişer taş atma sırasında katliama yol açtılar. Şeytan diye birbirlerini taşladılar…

Sevgi ve Saygılarla

Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey

 

Esin Duran,
Selda Suner,
N. Gök,
Irem haloglu
Ferdi koçkar
Yeliz seren
Vedat Konak
S. Aktaş
Pelin Moda,
Bedri Engin,
Hasan Sirtan
M. Eskici
Nazmi Dogan,
Sevda Suner
R. Adalı
Sezer Aşkın,
H. Datvan,
Salih Demir,
FERDİ KADER
Erhan Vural
Necmi Derinsu
Ahmet Kaymaz
Aslan IŞIK
Nizamettin Duran
A. Demir
hasan kayısoğlu
Melahat Baykara,
ismail çekmez.
Aydin Nizam
Uğur Demir
Ismail B. Cenk,
Tekin Balkic
Selma Altuntaş,
Murat Koç
Filiz Serin,
Nedim Serin,
Vedat Koçak,
Salih Birdal,
Erdal Cömert
Ismail Bulak
Ahmet Meriç
Mustafa Gur,
Hasan Zafer
Bahar Ünsal
Osman B.
Ayse bahar
Metin Maslak
H. Maslak
Dilek Solak
zeynep içkaya
Sevda maslak
Sercan Gezmiş
Aynur Balkaya
İpek Doğan
Nazım Doğan
Murat Doğan
esin erkan
Beyhan erdem
n. erdem
İsmail Deniz
Ayten BARAK
Ugur Birdal
Ahmet Tan
İsmet Yelkenci
Yıldırım Kongar
Selma Kongar
Birol Aytekin
Hatice Gül
Ibrahim Erkin
Kemal erdem
Rıza Akdemir
Mehmet Coskun
Hüseyin demir
fethi killi
Yeliz Ender
Mustafa Ender
Ugur Basak
Kemal Dektaş
Ayten Ilkdal
Nuri Aktanır
Metin Koc
Sevgi Ender
Burhan Kulakçı
Oğuz Duran
Burcu Kanter
Aysel kanter
Erol kanter
Layla SOLGUN
M. Oktay
Kemal Aktas
Yelda tekinoglu
Orkun Keskin
T. Vural
Oğuz şen
Nur Şen
Ismail çaykara
Burhan Orkal
D. Kahan
Seher Yıldız
Esra akkaya
Mehmet Uzan
Yeliz IŞIK
Murat Bakır
O. Dem
Salih Aktaş
Seyhan İlknur
Osman Çekiç
esma yıldız
Murat Çetindal
Ali OkyarMusa Tekin
Aslı Birdal
Nazmi Doğan
İnci Gür
L. Okar
Mustafa Karkaya
Omer Aytac
Mürsel Bozkır
Zeynep Şengül
Gülcan Iğsız
Murat Nidar
şemsi Kaya
Ayten Ekşi,
Eda leman
nermin ışıl
D. Polat
Kadir Erdem
Serdar OKTAY
Mehmet Özdemir
Mustafa Erkan
Nuri AKTAS
Emine AKTAS
O. Kadir Ergun
Metin Kurca
Sedat Isiklar
Filiz Bag
Kadir Baskale
Sevim Varlik
Hasan Mesut Akkaya
Necmi Guler
Erhan Isguz
Meral Okur
Bilge Okyaz.
Kemal Koç
L. Mirakoğlu
Oktay Kızılcık
Mehmet Yavuzgil
Erdal Polat
Hüsnü oktay
k. Sankay
Ahmet tekin.
Semra Kaya
Mustafa Çiçek
Kayhan Göçkaya
Erdal Solgun
Mehmet Solgun
Esra Solgun
N. Altik
Oguz Karakış
Leyla Mert
Işık mert
D. Öksüz
Erdem Yılmaz
Ayse Eltan
S. Guner
M. Deniz Ok
Mehmet İnce
Huseyin Cinar
Meltem Cinar
Berk Cinar
L. Demirkaya
Huseyin Çilek
Ayten Irmak
D. Okdere
Ali Uskan
İrem Haloğlu
Berdan Temiz.
H. Baskale
Murat Gülay
Esra Gülay
Mustafa Akyol
A. jale Kol
M. Kol
Tamer Oktay
Aslan Burukoglu
I. Demir
Nurettin Akdal
Uzan Kara
ismail Igdır
Ali Serin, Gül Akın, esra Serin
Nuri Şen
Hasan.Y. Balci
Mehmet Yucel
İsmet C. Koray
Salih Söğütlü. H. Ali Erkan
Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
Ali Dem. Sarahoğlu
Ayten Karaman, Mehmet Azal
L. Uzan, Harun Tabaklı
Ertekin Sancak, mehmet değerli.
Kemal Güler, Zeynep Güler
B. Urak.
ADNAN Yörükoğlu
Ismail Duygu, Erdem Duygu
Hasan Incedemir.
N. kayıkçı.
Bayram Akçak
İsmail Dilpek.
Kemal Uzunyayla, Mehmet Gölek, Necip Kaplan
Zeynep Olgun, Mustafa Gülay, Nuri gülay, Arzu Gülay
Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek.Mustafa E. Sırat.
Oktay Baykuş. Ezra Seren. Nuray Karaçay.Ali karaçay. Murat Karabel. Nedim Arslan. Haydar Erkin.

kanlı bayram, kurban bayramı, entegrasyon komitesi,

2 YORUMLAR

  1. ÇETE DEVLETİ OLARAK KALMANIN RİZİKOSU!

    Suruç ve Diyarbakır’da olduğu gibi Ankara katliamında da Türk emniyet güçlerinin bombaların patladığı yerden çekilmiş olması, fakat kaçış yollarını bilerek kapatıp kaçanlara gaz ve su sıkarak ölüm paniğini büyütmesi, katliamı fiilen yönettiklerini ispatladı!
    Diyarbakır ve Suruç katliamları güya soruşturuluyordu. Hani sonuç?…

    Bu katliamlar,Türk devletinin resmen bir çete devleti olduğunu bir kez daha vurguluyor! Türk devleti, kanunlar üstü bazı asker sivil çeteler kombinasyonundan öteye gidemiyor. Bazan Askeri, bazan da Dinci çetelerin ağırlık kazanması özü değiştirmiyor! Kürtler’e saldırıya destek karşılığında, AKP’ye mutlak iktidarın kontrolünü vaat eden TSK, çeşitli örgütlerde kümelenmiş çetelerini yeni katliamlar yapmak için devreye soktu! 1990’ların Kürt halkına karşı imha ve yok etme, sindirme harekatı yeniden yürürlükte… İnfazlar, insanları alıp kaybedip yok etmelere yeniden hız verildi! Türkiye denilen alanda 24 000’in üzerinde insanın katili hala ‘meçhul! Faili meçhul binlerce cinayet var. Hani tutuklu katiller? Ya binlerce köyün yakılmasının failleri?… Şu sonuca varmak yanlış mıdır? Türkiye’de Gayri Müslüm ve Kürt öldürmenin önünde herhangi bir yasa engeli yoktur. Generaller veya onların kullandıkları terör örgütleri neden katliam yapmasınlar ki? Kimden korkacaklar ki?
    Önceki katliamlar gibi Ankara katliamı da Türkiye Cumhuriyeti devletinin ürünüdür. Hükümet de o aygıtın bir parçasıdır.
    Türk devletin’nin tarihi, katliam ve soykırımlardan oluşuyor. Kuruluş temelinde, Anadolu ve Mezopotamya’nın yerli halkları olan Rum,Ermeni, Kürt ve Suryani’lerin kanı vardır. Katliamcılık, Türk çeteleri için bir alışkanlık, gelenek ve ahlak olmuş, devletin resmi doktirinine dönüşmüştür.

    Katil kim?

    AKP mantığına göre, IŞİD, Türkiye’nin Amerikalılara İncirlik üssünü açmasına ve Amerikalılarla birlikte IŞİD mevzilerine saldırmasına kızınca gidip Kürtleri öldürüyor! Denklemde bir bozukluk varmı?
    Üstelik ölenler, kendi kendilerine saldırı düzenlemekle bile suçlanabiliyor, ama mantık hâlâ sağ, akıl nezle bile olmadığını iddia ediyor.

    Katliam ve Türk devleti!
     
    Devletin vatandaşının güvenliğini almaması o devleti olayın faili yapar. Suruç Katliamı’nda olduğu gibi, eylem anında devletin oradan çekilmiş olması, kaçış yollarını ise kuşatıp kapatması, kaçanlara gaz sıkması, devleti yönetenlerin katliamları da yönettiklerini ortaya koyuyor.

    Bu nedenle devletin olmadığı ve seyirci konumunda olduğu her katliam “devletlü” katliamıdır. AKP çetelerinin ‘devletlû’ olduklarını inkar etmeleri de artık mümkün değildir. Cizre, Nusaybin, Silvan, Varto, Şemdinli ve daha birçok yerde bebeklerden yaşlılara kadar önüne gelen Kürdü öldüren ve onları “terörist” ilan eden, Şırnak’ta Kürt gençlerini canlı canlı panzerlerin arkasında yuvarlayarak katleden, ölülere saygıyı tanımayan, Kürt savaşçıların mezarlarını dozerler ve bombalarla imha eden, Kürt toprağını yasaklarla cezaevine dönüştüren, dağını taşını bombalayan iktidarı, son katliama katkı yapmaktan alıkoyacak herhangi bir ahlaki engel kalmış mıdır?

    Bu devlet nasıl yüce olabiliyor? Bu devlet nasıl merhametli olabiliyor?

    TC devleti ilk önce kendi çeteleriyle, katliamlarıyla yüzleşmelidir.

    AKP hükümeti IŞİD’in Suriye kolunu Çeçenlere kurdurttu. Yıllardır İstanbul da yaşayan Ömer Çeçen’i IŞİD’in başına getirildi. Türkiye-Katar- Suudi Arabistan IŞİD’in finansman, askeri ve lojistiğini üstlendi.
    IŞİD’in askeri eğitimlerini AKP’nin kontrgerilla örgütü olarak bilinen ve merkezi Beylikdüzü’ nde bulunan SADAT (Uluslararası Savunma Danışmanlığı) yapıyor.
    Dünyanın çeşitli ülkelerinden IŞİD’ e katılan çeteciler de Türkiye üzerinden Suriye ve Rojava’ya gönderiliyor. Bu organizasyonu da MİT üstlenmiş durumda. MİT korumasında Hatay, Adana, Ceylanpınar, Kilis gibi merkezlere toplanan çeteciler sınırdan savaş bölgelerine yollanıyor. AKP hükümeti IŞİD’e İHH aracılığıyla tırlarla silah yolladı. Bu sevkiyat mitin denetiminde gerçekleşti. Kamuoyuna yansıyan bir ses kaydında Mit Müsteşarı Hakan Fidan çetelere nasıl silah ve mühimmat akışının sağlandığını şu sözlerle itiraf ediyor: “2 bine yakın tır malzeme biz gönderdik oraya.”

    Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler 25 000 militanın daha silahlandırılıp, gerekli silah ve mühimmatın, Kürtler’e karşı savaşan örgütlere ulaştırılmasını, ABD ve Rusya’nın Kürtlere olan sdesteğinin de kesilmesi gerektiğini açıkça ifade etmeye başladı.
    Tırlarla Suriye’ye insani yardım değil, silah taşındığı uluslararası belgelere de girdi. Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre; 2013 Haziran ayın da Türkiye den Suriye’ye 9303 kodlu silah cinsinden 3,6 ton, Temmuz ayında 4,4 ton, Eylül ayında ise 29 ton,Mayıs 2014 37 ton, Ekim 2014 46 ton, Şubat 2015 82 ton.. silah yollanmış.
    Birleşmiş Milletlerin verilerini Türkiye İstatistik Kurumu da doğruluyor. Kurum 2013 Ekim ayına kadar Türkiye’den Suriye’ye silah gönderildiğini, 93 numaralı kodla da kayıt altına almış.” Daha sonrakiler ise devlet sırı olarak bile kayt edilmemiş!!!
    AKP’nin ve bazı devlet görevlilerinin IŞİD ile olan ilişkilerini Tırları durdurup işlem yapan ve şimdi cezaevinde olan savcıların mahkemedeki ifadeleri de doğruluyor.

    TSK’yı oluşturan bütün çeteler, Suudi Arabistan ve Katar’ın finanse ettiği, Türk devletinin ise birebir koordine ettiği Irak Şam İslam Devleti-IŞİD ve diğer AL Kaida fraksiyonlarını, Kürtler’e karşı savaşmakta kullanıyorlar!
    Bu şekilde son olarak Ankara katliamını yapan Cihatçıların MİT’in İŞİD örgütlenmesi olan ve takma adları ‘Dokumacılar’ olan bu çetelerce yapıldığı ortaya çıktı. Dokumacılar denilen teşkilat İŞİD adı altında maskelenmiş bir MİT örgütlenmesidir. Kobane savaşı döneminde 2600 kişiden oluşan bu çetelerin ilk görevleri,TC ile Raka arasında bulunan Tel Abyad’ı korumak ve Türkiye’den İŞİD merkezine yapılan ticaret ve silah akışını güvenlik altına almak idi.. YPG savaşı kazanınca, az bir kayıpla, çoğu MİT tarafından TC tarafına alınıp yeniden örgütlendirildiler…Dokumacılar denilen bu çeteler, bir dönem JİTEM tarafından Kürtlere karşı yönetilen Hizbullah benzeri örgütlenmiş ve Türk ordusu ile koordineli çalışıyor.

    TC adına İŞİD maskesi altında cihatçıları Kürtler’e karşı yöneten MİT elemanı Mustafa Dokumacı Türk İŞİD’i denilen örgütlenmeyi Jandarma yardımı ile yapıyor. Diğer yandan AKP, Sedat Peker benzeri eski Jitemcilere tekrar görev verdi. Daha önce bunların çoğu Hizbullah örgütü diye de tanıtılıp halk kandırılıyordu!

    Türk uçaklarının robotvari bir şekilde, İŞİD eylemcileri ile ortak tek bir kumandayla her katliam paralel olarak Kürtleri bombalaması tesadüf değildir! Türk hava kuvvetlerinin, İŞİD eylemlerine paralel olarak otomatikmen havalanıp Kürt yerleşim birimlerini bombalaması ortak bir kumanda merkezinin varlığına tekabül ediyor.

    Son katliamlarla birlikte TSK’nin, İŞİD ve diğer Cihadist örgütlerle koordineli çalışmaları büyük oranda deşifre oldu.
    Suruç katliamında tesadüf gibi görünen eylemlerin, kendiliğinden ve tesadüf olmadığı, aksine ortak bir koordine ile hareket ettikleri bugün ortadadır…
    İŞİD adı altında canlı bombalar patlatılınca, TSK’nin Kürt köylerini bombalamaya başlaması var olan bir devlet planının uygulanmasıdır!

    Çeteler, Susurluk, Ağar veya Çatlı ile bitmedi!

    Türkiye’nin hala bir çete devleti olarak kaldığının en son ispatı, azıllı katil Sedat Peker,Trabzon ve Rize emniyeti eşliğinde 42 kişilik silahlı adamı ile AKP seçim mitingini yapması oldu! Sedat peker denilen mafya reisinin Trabzon ve Rize emniyetine emir verip AKP’nin başarılı çıkması için aktif faaliyet yürütmesi, İstihbarat ve emniyet güçleri ile ortak eylemler yapması, TC’nin çete devleti olarak kaldığının bariz bir örneği oldu! Mafya babaları Erdoğan’ı başkan olarak görmek istiyor:AKP’nin Erdoğan diktası için Sedat Peker mafya liderine, 3 ilin emniyetini tahsis ettiği ortaya çıktı. Böylece AKP ve Erdoğan’ın mafyadan medet umar hale geldiği belli oldu. Bu çete lideri, devletin esas sahibi olarak Rize’de, Erdoğan mitingi yaptı. Bütün Polisi emrine alarak alanı bariyerlerle kapattı. Herkesin üzerlerini arattırdı…

    Erdoğan’ın AKP için yürüttüğü seçim kampanyasında olduğu gibi miting alanında sadece Türk bayraklarının açılmasına izin verildi. 

    AKP tarafından devr alınıp adına TC denilen çete devletinin bütün görevi, işlenen “cinayetlerin üstünü örtmektir. Bu organizasyonlar ve yaptıkları, AKP çetesinden Teşkilat-ı Mahsusa uzanan bir geleneğin ürünüdür…Görüldüğü gibi AKP iktidarı da her zamanki gibi, kontrollerindeki birkaç İŞİD tetikçisini öne sürerek katliamlarının üstünü kapatmak istiyor. AKP, Kontrgerilla,Tayyip Erdoğan-MİT ortak yapımı olan katliamlarda, sahtekârca bir şekilde, Suriye kaynaklı İŞİD maskesi takılıp işin içinden çıkılmaya çalışılıyor! Halbuki en basit örneği ile, MİT’in kontrolünde olan Türk İŞİD’nin yaklaşık 600 elemanı da Suriye’nin İdlib eyaletini işgal etmek için görevlendirmiş! Bunların katliamlar yapması için oradan buraya, veya başka yerlere nakli esas sorumluları gizleyemez! ‘Suriye’den geldiler! demekle suçun sorumluluğundan kurtulamazsınız… Görüldüğü gibi Ankara katliamı da diğer cinayetler gibi her yönüyle karanlıkta kalacak. Bütün faili meçhuller gibi karanlıkta kalmaya mahkumdur. Eğer Türkiye’de bir cinayet karanlıkta kalıyorsa bu cinayeti bizzat devletin kendisi işlemiştir. Türkiye’de devlet cinayetleri işler, gazeteleri havaya uçurur, yargı ve diğer kurumlar da bu cinayetlerin ortaya çıkarılmamasına çalışır. Perde görevi görür. Yargının ve diğer kurumların görevi budur. Bütün dünya da oynanan yargı oyunundan bir sonuç bekler.

    AKP çetesinin kanlı seçim hazırlığı!

    AKPçetesi, kana bulanmış oylarla mutlak hakimiyeti kaybetmemek için sonuna kadar direnme kararlılığında…! Oy için kitle katliamlarından medet uman AKP, İŞİD’en daha tehlikeli projelerini devreye sokmaktan çekinmiyor! Tarihin bir evresinde İttihat ve Terakki iktidar olmak için nasıl ki Teşkilât-ı Mahsusa’nın yöntemlerini kullanmış ise; bugün AKP aynı Teşkilât-ı Mahsusa yöntemlerini devreye sokarak yeniden iktidar olmak istiyor.
    Katliamda mümkün olduğu kadar fazla can kabı yaratmak için polis ve MİT’in yolları kapatıp kaçanlara biber gazı sıkması AKP’nin bu eylemde baş rolde olduğunu ispatlıyor!.

    AKP çeteleri için, korkutulmuş sindirilmiş insanlardan gelecek oylar, insan canından daha değerlidir. Suruç ve Ankara katliamlarından sonra AKP oylarında yükseliş görülmesi, Anadolu’ya soykırımlar yaparak yerleşen Türk İslamcı gürühun tek anladığı dilin ancak bu katliamlar dili olduğu yeniden vurgulamaktadır!

    Sevgi ve Saygılarla

    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey
    ———————————————————————-
    Esin Duran,
    Selda Suner,
    N. Gök,
    Irem haloglu
    Ferdi koçkar
    Yeliz seren
    Vedat Konak
    S. Aktaş
    Pelin Moda,
    Bedri Engin,
    Hasan Sirtan
    M. Eskici
    Nazmi Dogan,
    Sevda Suner
    R. Adalı
    Sezer Aşkın,
    H. Datvan,
    Salih Demir,
    FERDİ KADER
    Erhan Vural
    Necmi Derinsu
    Ahmet Kaymaz
    Aslan IŞIK
    Nizamettin Duran
    A. Demir
    hasan kayısoğlu
    Melahat Baykara,
    ismail çekmez.
    Aydin Nizam
    Uğur Demir
    Ismail B. Cenk,
    Tekin Balkic
    Selma Altuntaş,
    Murat Koç
    Filiz Serin,
    Nedim Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Erdal Cömert
    Ismail Bulak
    Ahmet Meriç
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman B.
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    Aynur Balkaya
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    İsmet Yelkenci
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burhan Kulakçı
    Oğuz Duran
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    M. Oktay
    Kemal Aktas
    Yelda tekinoglu
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara
    Burhan Orkal
    D. Kahan
    Seher Yıldız
    Esra akkaya
    Mehmet Uzan
    Yeliz IŞIK
    Murat Bakır
    O. Dem
    Salih Aktaş
    Seyhan İlknur
    Osman Çekiç
    esma yıldız
    Murat Çetindal
    Ali OkyarMusa Tekin
    Aslı Birdal
    Nazmi Doğan
    İnci Gür
    L. Okar
    Mustafa Karkaya
    Omer Aytac
    Mürsel Bozkır
    Zeynep Şengül
    Gülcan Iğsız
    Murat Nidar
    şemsi Kaya
    Ayten Ekşi,
    Eda leman
    nermin ışıl
    D. Polat
    Kadir Erdem
    Serdar OKTAY
    Mehmet Özdemir
    Mustafa Erkan
    Nuri AKTAS
    Emine AKTAS
    O. Kadir Ergun
    Metin Kurca
    Sedat Isiklar
    Filiz Bag
    Kadir Baskale
    Sevim Varlik
    Hasan Mesut Akkaya
    Necmi Guler
    Erhan Isguz
    Meral Okur
    Bilge Okyaz.
    Kemal Koç
    L. Mirakoğlu
    Oktay Kızılcık
    Mehmet Yavuzgil
    Erdal Polat
    Hüsnü oktay
    k. Sankay
    Ahmet tekin.
    Semra Kaya
    Mustafa Çiçek
    Kayhan Göçkaya
    Erdal Solgun
    Mehmet Solgun
    Esra Solgun
    N. Altik
    Oguz Karakış
    Leyla Mert
    Işık mert
    D. Öksüz
    Erdem Yılmaz
    Ayse Eltan
    S. Guner
    M. Deniz Ok
    Mehmet İnce
    Huseyin Cinar
    Meltem Cinar
    Berk Cinar
    L. Demirkaya
    Huseyin Çilek
    Ayten Irmak
    D. Okdere
    Ali Uskan
    İrem Haloğlu
    Berdan Temiz.
    H. Baskale
    Murat Gülay
    Esra Gülay
    Mustafa Akyol
    A. jale Kol
    M. Kol
    Tamer Oktay
    Aslan Burukoglu
    I. Demir
    Nurettin Akdal
    Uzan Kara
    ismail Igdır
    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin, Mehmet Y. Yıldıran.
    Nuri Şen
    Hasan.Y. Balci
    Mehmet Yucel
    İsmet C. Koray
    Salih Söğütlü. H. Ali Erkan
    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
    Ali Dem. Sarahoğlu
    Ayten Karaman, Mehmet Azal
    L. Uzan, Harun Tabaklı
    Ertekin Sancak, mehmet değerli.
    Kemal Güler, Zeynep Güler
    B. Urak.
    ADNAN Yörükoğlu
    Ismail Duygu, Erdem Duygu, Aydın Üzel. S. Ali Kandarlı
    Hasan Incedemir.
    N. kayıkçı.
    Bayram Akçak
    İsmail Dilpek.
    Kemal Uzunyayla, Mehmet Gölek, Necip Kaplan
    Zeynep Olgun, Mustafa Gülay, Nuri gülay, Arzu Gülay
    Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek.Mustafa E. Sırat.
    Oktay Baykuş. Ezra Seren. Nuray Karaçay.Ali karaçay. Murat Karabel. Nedim Arslan. Haydar Erkin. Şenay Temel, Adnan Temel. M. Adil Oktan.

  2. AKP MİLLİYETÇİLİĞİ VE OSMANLICILIK!

    AKP milliyetçiliği, İttihat Terakki Osmanlıcılığıdır!
    El Kaide’nin 4 çeşit fraksiyonundan,Taliban, Müslüman K., ÖSO ve Hamas’ı kullanan AKP, İttihat Terakki’nin politik İslamını yeniden bayrak yaptı!

    Görüldüğü gibi Pan İslamist, Pan Turanist AKP dünyadaki diğer İslamcı hareketlerle iç içedir. AKP milliyetçiliği, Devletçiliği İttihat Terakki Osmanlıcılığıdır!!
    Artık bugün AKP rejimini savunan, Erdoğan’ın başkanlığını savunan biri, Suriyeli, Bosna’lı veya Somali’li kim olursa olsun bu, yeni ümmetin bir parçasıdır…Uygarlıkları silip süpüren bu barbarlığın yüz yıllık özlemi Osmanlıcılık ve Ortadoğu’lu İslamcı görüşlerin kaynaşması bugünkü AKP’nin dinci yüzünü oluşturuyor.

    İTTİHAT TERAKKİ KOMPLOLAR VE DARBELER HAREKETİDİR.

    RT Erdoğan kliği 15 temmuz’da birileri kalkışırken, kendisi gerçek darbeyi yaptı!
    Kafa karışıklığını da kendisi giderdi! 15 Temmuz Akşamı RTE “bu olay bize Allahın lutfu ” dedi !

    Pan Türkist, pan islamist çizgiyi esas alan AKP, 12 Eylül 1980 Cuntasının temellerini attığı ANAP, MHP, DYP çizgisinin yeni şartlara uyarlanmasıdır. Askeri cuntaların  Terörle Mücadele Şubelerinde devşirilen bu politik İslamcılar, kadrolaşmalarını tamamlayarak, o askeri anayasaya göre görev başına getirildiler! 15 Temmuz girişimi ve Erdoğan’ın gerçek darbesi ile bu kadrolaşmanın iç yüzü biraz daha netleşti…
    15 Temmuz ile ortaya çıkan duruma bakılırsa, büyük Mafya gurupları, ÖSO, Müslüman Kardeşler, NUSRA, Taliban, Hüda-Par, Hamas, Işid vb. gibi eğilimler AKP’de birleşti.
    AKP’nin yeni tabanın çoğunluğunun ise ırkçı, pan Turancı Pan İslamist MHP-DP-ANAP-Ulusalcı zihniyetinde olduğu ortaya çıkıyor…
    Osmanlıcılığın son dönemindeki, İttihat Terakkicilerin muhafazakârlık ile değişme arasında bocalayıp duran kitle piskolojisini en iyi şekilde bugün RT Erdoğan temsil ediyor!

    İlginç olan diğer bir nokta ise, AKP’nin kimi “palalılar”, kontrgerilla örgütlenmesi, fevri topluluklar ve yerel çeteler göz önüne alındığında sokaktaki örgütlü militan desteğini çoğunlukla, SADAT, ÖSO, Müslüman Kardeşler, NUSRA, Taliban, Hüda-Par, Hamas, Işid vb. örgütlerden devşirdiğidir..

    Yerelde İttihad-ı İslamcı Türk, yani Panislamizm, pan Turanizm çabaları ve devletten kopamayış, tepeden inmecilik ve devlet aygıtına bağımlılık Türkiye İslamcılığının irsî bir sorundur. Tabii ki, AKP rejiminin aile şirketlerinin ve iş adamlarının çıkarlarını savunmak için dinci gericiliği topluma hâkim kılma çabasında illa ki kitle tabanıyla birlikte safkan Şeriatçı olmasına gerek yok. Osmanlıcılık da bu işi görmeye yeter.. AKP, 12 Eylül askeri darbesinin ana amacı olan “ümmetten bir ulus yaratmak ve ulustan da yeniden bir ümmet yaratmak” ideali ile yapılan askeri anayasasının bir ürünüdür…
    12 Eylül ve 15 Temmuz darbeleri, ‘milli dindarlık’ diyebileceğimiz İslamcı, sağcı, devletçi, milliyetçi öğeleri de taşıyan eklektik veya sığınmacı bir kimliği oluşturma hedefini güder! Şimdi AKP’de toplanan politik İslamcılar kendi mirasını red etmeden ulusal kimlik veya sistem içinde, Osmanlıcılık ideolojisini yeniden yapılandırarak, Türk-İslamcı eğilim dışındaki bütün akımları tehlike olarak görüyor…
    AK Parti, öncüllü olan İttihatçılar gibi İslamcı ruhu kullanma veya çözme bağlamında, bütün namemnun unsurları toparlayıp kendi hedefleri doğrultusunda mobilize ediyor..

    İslamiyet denilen ideoloji bu coğrafyada siyasetin içeriğini de biçimini de belirleyen en önemli faktör olmaya devam ediyor.

    Bunu bilen darbeciler ve AKP’de toplanan politik İslamcılar kendi mirasını red etmeden ulusal kimlik veya sistem içinde, Osmanlıcılık ideolojisini yeniden yapılandırarak, Türk-İslamcı eğilim dışındaki bütün akımları tehlike ilan ettiler.. AK Parti, öncüllü olan İttihatçılar gibi İslamcı ruhu kullanma veya çözme bağlamında, bütün namemnun unsurları toparlayıp kendi hedefleri doğrultusunda mobilize ediyor..
    AKP, Müslüman Kardeşler, El Kaide aynı madalyonun yüzleridir.
    AKP İslamcılığı, İttihat Terakki yöneticilerinin İslamcılığının şartlarımızda ki son halidir… AKP poltik islamında, bazı ritüelleri yerine getirdikten sonra her şey serbest! Mafya, kara para, Hırsızlık, cinayet, yalancılık, kişiye biat, ahlaksızlık… Bugün, Türkiye’nin en büyük Mafya babalarının, AKP’de birleşmesi tesadufi değildir.
    15 temmuz’da askerleri linç eden unsurların çoğunu Mafya çeteleri mobilize etti…Mafya babalarına en büyük cenneti yaratan AKP iktidarının düşmemesi için en önde savaşanlar ve ”demokrasi nöbeti” tutanlar bu çeteler oldu! Erdoğan sarayının yeni şefinin, islamcı kontrgerilla SADAT örgütünün liderinin en büyük mafya çetelerinin de gizli lideri olması tesadüf değil…

    15 TEMMUZ BİR DARBE GİRİŞİMİ OLARAK KALMADI, GERÇEK DARBEYE DE DÖNÜŞTÜ!
    (“15 temmuz, Yüce Allahım’ın bana verdiği en büyük nimettir ” RT Erdoğan!)

    12 eylül 1980 darbesi gibi, hedeflenen noktalara varmak için gerekli bütün adımlar, karambol yaratılarak sivil bir darbe lideri(Erdoğan) önderliğinde yürürlüğe konuldu!
    Kenan Evren Cuntası, meşruluk kazanmak için Sağ-Sol çatışmasını bahane olarak kullanırken, RT Erdoğan Darbesi, FETÖ oluşumunu OHAL için neden olarak kullandı. Özleri ise aynı!
    İşkence ve zulüm, toplu tutuklamalar, Anayasalarının rafa kaldırılıp, muhaliflerin ailelerine dahi açık saldırı ve mallarına el koymak!
    Şu ana kadar toplanan bütün belgelerin ışığında, 15 Temmuz’un bir MİT projesi olduğu ve başkanlık hedefi önündeki son engellerin de ortadankaldırma amacı güttüğü ortaya çıktı…
    Başkanlık projesinde son aşamalara gelen Erdoğan şu anki durumdan daha güzel bir durum düşünemezdi!! Bu sayede etkin bir biçimde kahramanı oldu!
    Erdoğan 1 taşla 3 kuş vurdu!
    a- İttihat Terakki gibi Milli Birlik adına muhalefeti tümden yok etti. b-İslam ordusu kurma önündeki baş engel olan TSK’yi iyice zayıflattı. c-Sarayını meşrulaştırdı. Muhalafet denilen sahte unsurların sonları da Erdoğan sarayı oldu!
    Kendisini anti-cemaat diye tanıtan AKP, cemaat ve tarikatların en kötüleri en zalimlarinin bir ittifakı olarak anti-demokrat olan SADAT eşkiyalarını, ‘demokrasiye sahip çık’ yalanı ile öne sürerek halkın dikkatlerini başka yere çekip, kendi darbesini gizlemiş oldu!!.

    AKP’lilerin İttihatçı komploları ve gerçek dinleri!

    TC’nin kuruluşundan sonra, ulus devletin egemen dini haline gelen İttihatçı milliyetçiliği bütün siyasi partiler ve iktidarlar tarafından kullanılmaktan hiç vazgeçilmeyen temel bir TC inancıdır.
    Siyasi geçmişinde katliamcılık, soykırımcılık, yağma talanla diğer hakların yok edilmesi suçunu sorgulamayan ve hesaplaşmayan, aksine normalleştiren egemen Türk siyasal aklı, bu kirli kavramları Türk milliyetçiliği kavramıyla ifade etmekte sakınca görmüyor. İşte 16 Temmuz bu ruhun hortlaması idi… Türk soykırımcılığının iktidar eliyle Türk devlet dini haline getirilmesi ve içselleştirilmesi sonucu, doğal olarak Türk halkı da bu kirlenmeyi içselleştirdi. 
    MHP ve CHP birer devlet partileri olarak, Erdoğan’da somutlaşan ırkçılığın/Türkçülüğün/islamcılığın, İtthatçılık ruhunu görünce sütünü içmiş bebek gibi oldular!!
    Devlet dini haline gelen ırkçılığın/Türkçülüğün dokunulmaz, tabu olarak kabul edilmesi ve toplumda da kabul görmesi nedeniyle bu CHP ve MHP, hemen Erdoğan sarayına doğru savruldular.

    OSMANLI’DAN TEC’YE KADAR İSLAM SİLAHI!

    Dini bu şekilde bir araç olarak kullanmak AKP ile başlamadı! Bütün Osmanlı hikayesi, Türk islam zentezi budur.
    İslam dinini yaymak, Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte Türk yayılmacılığının istila gerekçesi haline dönüştü. Müslüman olmayan devletleri işgal eden Osmanlı, işgali altındaki Müslüman devletleri ise uzun süre sömürdü.
    İslam Dini TC ile birlikte, devlete bağlı Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasıyla tam anlamıyla devlet kontrolüne geçti. Yeni laik olmadı, dini tekeline alarak ve iktidar aracı haline getirdi. Bunun laiklikle bir alakası yoktur! İŞİD değil, Osmanlı Halifeleri, rakı içen TC kurucularından daha fazla uyuşturucu kullanıp Erdoğan sarayı gibi Avrupa’yı gölgede bırakan saraylarında, asrın en büyük zevk sefa ortamında yaşardı!

    Diğer taraftan, Osmanlı zamanında olduğu gibi, günümüzde de İslam dini, daha ağır şekilde, iktidar inşasında ve sonrasında baskı ve zulümle sürdürülmesinde araç olarak kullanılmakta. Suudi Arabistan’dan İran’a, Afganistan’dan Türkiye, Suriye, Mısır ve Libya’ya kadar her yerde İslam kılıcı bütün halkların başı üzerinde kutsal bir ölüm makinesi olarak çalışmaya devam ediyor..
    AKP’lilerin Sloganları olan yeni Osmanlıcılık, her ne kadar 21. yüzyılda sonlanan imparatorluk ruhuna çaresizce seslenme girişimi gibi görünse de, aslında onunla hedeflenen yeni bir kimlik inşası. AKP’nin 15 Temmuz darbesi ile etrafına topladığı MHP, CHP ve diğer ulusalcı, milliyetçi, ırkçı, mezhepçi kadrolar bu hayalin çaresiz ittifakı.
    İslamcı Türkçülük anlayışı, İslami simgelerin milliyetçilik, ırkçılık, Türkçülük ve Turancılıkla harmanlandığı Türk tipi yeni bir din anlayışıdır. Esinlendiğini iddia ettiği dünyadaki İslamcı hareketlerden bu kadar farklılaşmasının nedeni, yapay olması ve toplumu dizayn etmek için kurgulanmış olması/dayatılmasıdır.

    Şimdiki AKP bayrak sallama milliyetçiliği, Türk İslamcı anlayışla birleşip, yağmacı, pervasız ve ucube bir din haline dönüştü. İşin garibi, Kürt düşmanı anlayış, bu yeni din, geleneksel din anlayışının cami ve diğer kurumlarını kullanarak pazarlanıyor. Bir yandan Ortadoğu boğazlaşmasında eli kanlı cihadistlerlerle, mezhepçi temelde ittifaklar kurup diğer halk ve inançları yok etmek için, diğer yandan Kürdistan’da milli kimliğine tehdit gördüğü Kürtleri yok etmek için, milliyetçi, ırkçı, kafatasçı, Türkçü, Turancı gruplarla ittifak halinde Kürtleri yok etme hesaplarında kullanılıyor.

    Sevda Suner,
    13 Eylül 2016

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here