8.5 C
İstanbul
Cumartesi, Kasım 28, 2020

Koalisyon hükümetlerle yönetilen 14 ülke

Türkiye siyaseti 7 Haziran seçimleriyle birlikte yeni bir sürece girdi ve 2002'den beri tek parti olarak iktidarda bulunan Ak Parti iktidarı son buldu. Seçim...

Bunlara bakmalısınız

Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi

Erkekler karşılarında bir feminist olduğu zaman “Ben kadınları ezmiyorum ki.”, “Bütün erkekler aynı değil” gibi argümanlara sarılabiliyorlar. İlginçtir, kadınların eziliyor olduğu gerçeğini kendilerine kişisel...

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

Aman doktor, Canım doktor: August Bier

Bilim kurgu filmlerin favori tiplemesi hafif(!) kaçık bilim insanları en sevdiğim klişe karakterlerdendir. Mary Shelley’le aynı kumaştan mı dokunduk bilemeyeceğim ama bilim insanları ve...

Felsefe tarihinde ‘erkekliğin’ gölgesinde kalmış 19 kadın filozof

Kadınlar tarih boyunca birçok alanda olduğu gibi felsefe alanında da gölgede bırakılmış ve yaptıkları çalışmalar yok sayılmıştır. Bazı dönemlerde ise bir biçimde bilim ya da...

Gabriel García Márquez Nobel Konuşması: Latin Amerika’nın Yalnızlığı

Gabriel García Márquez'in Nobel Konuşmasında okuduğu Latin Amerika'nın Yalnızlığı adlı metini sizlerle paylaşıyoruz. Antonio Pigafetta, Macellan’ın dünya çevresinde yaptığı ilk seyahate katılan Floransa’lı denizci, Amerika’nın...

Henüz izlemediyseniz ‘Mutlaka’ izlemeniz gereken 15 film!

Derleme/Eren Aşnaz Henüz izlemediyseniz izlemeniz gereken 15 filmi bu hafta sizler için derledik. Usta oyuncu ve efsane olmuş yönetmenlerden derlediğimiz filmlerin hepsini, yok olması imkansız...

İnsanlığın üzerine basarak ilerlediği kadınlardan: Olympe de Gouges

Tarih yazıcıları uzun süre onu yok saydı. Oysa bir çok kalıcı eser bırakmıştı. Erkekliği ve iktidarını tedirgin eden her şey onda vardı ve insanlık tarihi bu kadınların üzerine basarak ilerleyecekti.

 

Eğer zamanda yolculuk diye bir şey varsa, Olympe de Gouges kesinlikle bu yolculardan biriydi. Bizim de henüz görmediğimiz çok güzel bir gelecekten, 1700’lü yıllara döndü ve insanlık tarihinde “Aydınlanma” diye geçen ama kadınları aydınlatamayan bir dönemde sıkıştı kaldı.

Olympe de Gouges

 

O zamanlar “insanlık” ve “insan hakları” sadece erkeklerden ve erkek haklarından oluşuyordu. Kendisi gibi bir kaç zaman yolcusu çağdaşı dışında, kimsenin talep etmediklerini istedi, dile getirdi. Tutkuyla yazdı. Eşitlik, adalet, kölelik, ölüm cezası, evlilik, boşanma, evlilik dışı ilişki, kadın hakları gibi konulardaki; zamanının çok ötesinde olan taleplerinikimse anlamadı. Ciddiye alınmadı, baskı gördü ve giyotin ile idam edilerek canını verdi.

“Kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyor; öyleyse kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır.” demişti. Kürsüye çıkma hakkı tanımayan erkeklik, Olympe’ye darağacına çıkma hakkını tanımıştı.

Olympe, giyotin ile öldürüldüğünde 45 yaşındaydı.

Tarih yazıcıları uzun süre onu yok saydı. Oysa bir çok kalıcı eser bırakmıştı. Erkekliği ve iktidarını tedirgin eden her şey onda vardı ve insanlık tarihi bu kadınların üzerine basarak ilerleyecekti.

Ailesinin ona verdiği isimle “Marie Gouze”,Fransa’nın güneyindeküçük burjuva bir aileye doğdu. PompignanMarkisi’nin reddine rağmen, Marki’nin yasa dışı kızı olduğuna inanıyordu. Ömrü boyunca da evlilik dışı birlikteliklerden olan çocukların hakları için savaştı. Bir yandan da Paris yıllarında giriştiği yazarlık serüveninde, Marki’nin genlerinin gücünden el aldığını söylüyordu. Belki de, arkada güçlü bir erkek figürü ile dikkat çekmenin; iyi yazmaktan, fikren güçlü olmaktan çok daha önemli olduğunu, keskin sezgisi ile çoktan keşfetmişti.

On yedi yaşında evlendi, bir oğlu oldu. Mémoire de Madame de Valmont adlı eserinde “…hiç sevgi duymadığım bir adamla evlendim…” diye yazacaktı. Kocasının ölümü üzerine evliliği kısa sürdü.İsmini Olympede Gouges olarak değiştirdi, 22 yaşında bir çocuklu dul bir kadın olarak Paris’e taşındı.

Oyun yazarı olmak istiyordu. Olympe, yaşadığı dönemde ki kadınların çoğunluğu gibi eğitim almamıştı ama bu onu durdurmadı. Kendine yepyeni bir kimlik yarattı. Tiyatrolara gitti, ev toplantılarına katıldı. Fransız Devrimi’nin filozoflarından Condorcet’in fikirlerinden, kadın haklarına ait yazılarından etkilendi. Yazıları ile sesini duyurdu. Kendi amatör tiyatrosunu kurdu.

Bir çok sevgilisi oldu ama tekrar evlenmeyi hep reddetti. George Sand henüz “İndiana” (1832) romanı ile toplumu şok etmemiş, Flaubert “Madam Bovary” ile ahlaka aykırı gerekçesi ile yargılanmamıştı (1857).

Bir çok oyun, roman, politik yazı, broşür ve bülten yazdı, oyunları sahnelendi. Kölelikle ilgili, üç kez sahnelenen oyunu L’Esclavagedes Negres – Siyahların Köleliği- son gösterisinde, köle ticareti ile uğraşanlar tarafından basıldı.

Olympe de Gouges kimdir

 

Daha sonra yazdığı, Le Marchédes Noirs / Siyah Pazar- isimli oyunu Olympe’nin idamından sonra yakıldı. Oysa 1808 yılında; ilerici rahip Abbé Grégoire, kölelikle mücadeleye katkıda bulunan cesur kalemler listesine, Olympe’yi de dahil edecekti.

Bu arada Fransa, Devrim ateşi ile yanıyordu. İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, 1789’da kabul edilmişti. Kadınlar, bu liberal ve özgürlükçü hareketin en baş katılımcıları arasındaydı. Devrimin bu ateşli ve mücadeleci kadınları, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ndeki “yurttaş” ve “insan”ın “erkek”, “hakları”nında sadece “erkek hakları” olduğunu henüz bilmiyorlardı. Fransız Devrimi, tüm devrimlerin yaptığı gibi toplumu alt üst etmiş, ancak kadınlar için, haklarının biraz daha görünür olmasından öte bir etki yaratamamıştı. Sadece, daha önceleri “ahlaki” boyutta görülen “kadın sorunu”, ilk kez “siyasi” boyutta da görünür olmuştu. Evden çıktıkları yetmiyormuş gibi bir de politika yapmaya kalkışmışlardı. Devrim için çıktıkları evlerine artık geri dönmenin zamanı gelmişti.

Kandırılmışlardı. Olympe çok öfkelendi.

Devrim’den iki yıl sonra; XVI. Louis, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nden de ilham alınarak hazırlanan Anayasa’yı kabul etti. Kadınların haklarının hiç bir metinde yer almaması, Olympe’ye göre devrimin, paydaşlarına ihaneti ve tiranlığın kalkmayıp sadece el değiştirmesiydi. Devrimle birlikte gelen özgürlük ve haklar, kadının haklarının gaspı ve adaletsizliğin boyutunu daha da dayanılmaz bir biçimde gözler önüne sermişti. Aldatılmışlardı ve Olympe için bu kabul edilemezdi. “Ey kadınlar?… Bu devrimden ne kazandınız? Daha pervasız bir aşağılanma, daha aleni bir küçümsenme…Erkek, adil olabilir misin? Benim cinsimi ezme hakkını sana kim verdi?” cevabı ile Kadın ve(Kadın) Yurttaş Hakları Bildirisi’ni yayınladı. İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisini madde madde kadınlaştırarak, kışkırtıcı bir metin hazırladı.

Her türlü adaletsizliğe, ölüm cezasına karşı olan Olympe, adil yargılanma ve savunma hakkına dikkat çekerek, Kralı mahkemede savunmayı teklif etti, reddedildi. Kralcı ve XV. Louis’in piçi olmakla suçlandı.

Bu arada,1792 yılında, babaanne olmuştu.

Devrim onları bırakmıştı ama O, devrimden hiç vazgeçmedi. Yazıları daha da ateşli ve öfkeli hale geldi. Evi silahlı gruplarca sarıldı, sokakta saldırıya uğradı. Yakın olduğu politik grup üyeleri tutuklandı, çoğu giyotinle idam edildi. Hükümet şekilleri üzerine öneriler yaptığı ve halk oylaması isteyen broşürleri nedeni ile de tutuklandı.

Yazdığı bir oyun, Kral taraftarlığı ve Cumhuriyet düşmanlığı için aleyhinde delil olarak sunuldu. İşin garip yanı, aynı oyunu Olympe’de, devrimi her zaman desteklediği ve savunduğu konusunda delil olarak sundu. Avukatsız, kendini savunarak hapiste üç ay geçirdi. 2 Kasımda ölüme mahkum edildi.

Olympe de Gouges hayatı

 

3 Kasım 1793 günü, öğleden sonra saat 4’te giyotine gönderdiler Olympe’yi. Ölmeden önce oğluna, sonra kadınlara birer not yazdı. Oğluna, “Hoşça kal sevgili oğlum! Annene karşı yapılan bu adaletsizliği senin düzelteceğini biliyorum” derken, kadınlara da, “ Beni düşünün ve kadınlar için taşıdığım bu hareketi hatırlayın. Eminim ki, bir gün zaferi tadacağız!”diyordu.

14 Kasım’da oğlu Pierre, annesini hukuki olarak ret etti.

Olympe öfkesinde haklıydı. 1804 yılında, Napolyon Yasaları ile kadın gene kocasının otoritesine tabi kılındı. Kadınlar, gene “Aile’nin ağı” na takılıp kalmışlardı. Kadınlara her türlü politik faaliyet yasaklandı.

İki yüz yıl sonra, 2013 yılında, Olmype’nin adı; mezarının Pantheona’a taşınması söz konusu olan beş kadın arasındaydı. Pantheon’a gömülme onuru verilen 74 kişiden sadece ikisi kadın. Bir makalede, 3 Kasım günü bir kadını giyotinle idam ettikleri için birbirini tebrik eden Robespierre ve arkadaşları tarihin çöplüğüne yollanırken, Olympe’nin adı Pantheon ile birlikte anılıyor diye yazıldı.

Gülden Treske – Amargidergi

Kaynakça:

  • Sineau, M. (2005) Hukuk ve Demokrasi. Duby, G., Perrot, M. &Thébaud (Ed.). Kadınların Tarihi – Cilt V (s. 455-480). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yay.
  • Sledziewski, G. E. (2005) Dönüm Noktası Olarak Fransız Devrimi. Duby, G., Perrot, M. &Fraisse, G. (Ed.). Kadınların Tarihi – Cilt IV (s. 39-51). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yay.http://www.olympedegouges.eu/(25.04.2014)
  • Cotton,J. (2013, 31 Ağustos) Feministsseize on polltogetmorewomen in Paris Pantheon. Reuters.
    http://uk.reuters.com/article/2013/08/31/uk-france-pantheon (27.04.2014)

Kadınları görünür kılmak adına hazırladığımız bu listelere de bakabilirsiniz:

Felsefe tarihinde ‘erkekliğin’ gölgesinde kalmış 19 kadın filozof
Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler
Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi
Dildeki cinsiyetçilikten kurtulmak için 14 maddelik imtihan
Hannah Price ve ‘tacizcileri taciz etme aracı’ olarak fotoğrafçılık
Erkeğin dünyasında zincirlerini kırmış 20 kadına adanmış 20 film
Tarihteki 15 mucit kadın
Uğruna şiirler yazılan değil, şiir yazan 11 ‘kadın’ şair






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok. Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Arjantinli sıradışı sanatçı Raul Lemesoff, insanlara kitabı sevdirmenin belkide hiç denenmemiş bir yolunu deniyor. Sanatçının çalışmasını derlediğimiz listemizde aşağılara doğru kaydıkça önyargılarınız yıkılacak. Dilerseniz sıradışı listemize...

20 şiiriyle Ülkü Tamer

1937 senesinde Antep’te dünyaya gelen Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018’de yaşamını devam ettirdiği Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti. İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden...

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Son haberler

Walt Disney 32 bin çalışanını işten çıkaracak

Koronavirüs salgını nedeniyle zor günler geçiren ABD’li eğlence şirketi Walt Disney, işten çıkarma rakamını 32 bin kişiye yükseltti. NTV‘nin Business Insider‘dan aktardığı habere göre,...

Türkiye ve Katar, Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının devri için mutabakat anlaşması imzaladı

Türkiye Varlık Fonu (TVF) ve Katar Yatırım Otoritesi (QIA), Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının QIA’ya devri için mutabakat anlaşması imzaladı. TVF CEO’su Zafer Sönmez...

Doğru politikalar, yalana tövbe, yabancı alımı getirdi!

Yabancılar 565 Milyon Dolar Menkul Kıymet Aldı… 13  – 20 Kasım haftasında yurt dışı yerleşik yatırımcılar reel olarak (fiyat ve kur etkisinden arındırılmış) 389,7  milyon dolar hisse...

‘The Queen’s Gambit’ dizisiyle satranç seti satışlarında patlama yaşanıyor

Netflix’in bir satranç oyuncusunun hayatını anlatan “The Queen’s Gambit” dizisiyle stranç oyununa olan ilgi dünyanın dört bir yanında yükseldi. Dizi sayesinde satranca olan ilginin...

Yerli döviz alıyor, çünkü enflasyon verisine inanmıyor!

Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 228,2 milyar dolarla rekor tazeledi… TCMB tarafından haftalık olarak yayınlanan verilere göre 20 Kasım ile biten haftada yurt içinde...