8.5 C
İstanbul
Perşembe, Haziran 4, 2020

Vietnam ve fotoğraf

Vietnam'ı merak edenler için Vietnam merkez kıyısında bulunan Hoi An antik kenti ve Tra Que  köyünde  Réhahn Photography tarafından çekilen harika ötesi fotoğraflar Bui Thi...

Bunlara bakmalısınız

Zygmunt Bauman: Sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak

Zygmunt Bauman yakınlarda 90. doğum gününü kutladı ve Leeds’deki evinden İspanya’nın kuzeyindeki Burgos’taki bir etkinliğe gitmek için iki kez uçağa bindi. Söyleşiye başlarken yorgun...

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok.Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Çocuğunuzu ‘cinsel istismardan’ korumak için ‘İç Çamaşırı Kuralı’nı öğretin

Beş çocuktan biri cinsel şiddete, cinsel istismara maruz kalıyor. Çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaşmaması için ona İç Çamaşırı Kuralı'nı öğretebilirsiniz. İç Çamaşırı Kuralı, Avrupa Konseyi'nin...

Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi

Erkekler karşılarında bir feminist olduğu zaman “Ben kadınları ezmiyorum ki.”, “Bütün erkekler aynı değil” gibi argümanlara sarılabiliyorlar. İlginçtir, kadınların eziliyor olduğu gerçeğini kendilerine kişisel...

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Ukraynalı Fotoğrafçı Vadim Stein, drama, heykelcilik ve grafik üzerine yaptığı çalışmalarının ardından dansçıların fotoğraflarını çekmeye karar verir.Fotoğrafçı Vadim Stein'in çalışmalarından küçük bir demeti sizin...

Dünden bugüne: Nuri Bilge Ceylan

 Dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi son filmi "Kış Uykusu"yla kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı ne kadar tanıyoruz? Güldal Kızıldemir'in bu büyük yönetmenle 1997'de yaptığı...

Ahmet Kaya albümlerinden alternatif bir siyasi tarih

Halk ozanı Ahmet Kaya, 16 yıl önce aramızdan ayrıldı. Adıyaman’a bağlı Çelikhan’da, 28 Ekim 1957’de dünyaya gelen Kaya, 16 Kasım 2000’de, kalp krizi diye teşhis konulan, aslında memleket hasreti nedeniyle Paris’te hayatını kaybetti.

Türkiye’de, 1980 ve 1990’larda çıkardığı albümler ve verdiği konserlerle popüler olmuş, eserlerinin etkisi günümüzde de devam eden özgün bir müzik tarzı yarattı.

5 çocuklu bir işçi ailesinin en küçük üyesi olan Ahmet Kaya ilkokulu Malatya’da okudu ve müzikle ilk defa 9 yaşlarında tanıştı. Boş zamanlarında müzikle ilgilenen Ahmet Kaya, ailesinin İstanbul’a göç etmesiyle ortaöğretimden sonra bu işi profesyonelliğe dökmeye karar verdi.

Uzun uğraşlar sonucu çıkardığı Ağlama Bebeğim albümünün sansürden geçmesinin gazetelere yansıması, eserin duyulmasını sağladı; bu onun için iyi bir fırsattı ve ilk albümünde büyük bir beğeni topladı.

İlk büyük patlaması ve geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan albüm, 1985 yılında yapılıp 1986’da piyasaya çıkan Şafak Türküsü oldu. Bu albümde aranjör Oğuz Abadan’la çalıştı.

1990’lara değin özgün çizgisinden ayrılmadı ve başı sürekli derde girdi. 1990’larda da çizgisini korumaya gayret etse de, albümlerinde piyasaya yönelik çalışmalara da yer verdi. Her albümü ayrı bir patlama yapmış, özellikle Şarkılarım Dağlara albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırmıştı.

1990’ların sonuna değin çıkardığı albümler hep liste başı oldu. 10 Şubat 1999’da Magazin Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği ödül töreninde yeni albümüne Kürtçe şarkı koyduğunu açıkladı, bu şarkıya çekeceği klip için bir kanal aradığını söyledi.

Kaya’nın hayatı, Türkiye’nin son dönem siyasal hayatına da ışık tutuyor.

Radikal’den Bahadır Özgür de Ahmet Kaya için albümlerinden alternatif bir siyasi tarih sıralamıştı. Sizinle onu da paylaşalım istedik.

Kasetlerinin kronolojik sırası sadece bir ‘Ahmet Kaya diskografisi’ değildir. Aynı zamanda yakın siyasi tarihin farklı bir gözle okunmasıdır da. Belki de bu yüzden her kesimden insan, fikrine katılmasa da onun şarkılarını severek dinledi.

Ahmet Kaya, 14 yıl önce bugün, sürgün gitmek zorunda kaldığı Paris’te yaşamını yitirdi. Bakmayın ardından başlayan ‘sevgi tsunamisi’ne. İlk kasetinden son kasetine dek her gün hukuki, vicdani, ahlaki olarak yargılandı.

Oysa henüz bir fenomene dönüşmeye başladığı yıllarda, 1988’de çıkardığı bir albümünde, seslenmişti: “Beni tarihle yargıla…
Evet, gerçekten de Ahmet Kaya ancak böyle yargılanabilir. Zira onun müziği, basit bir popülist-protest kolaj değildir. Çünkü her kesimden insana kendini dinletebilmesinin sırrı, kasetlerinin kronolojisinde gizlidir. Şarkıları sırayla çalındığında ortaya çıkan şey sadece bir “Ahmet Kaya diskografisi” değildir. Aynı zamanda yakın siyasi tarihin başka bir gözle, bambaşka bir cepheden kronolojik olarak da okunmasıdır…
İşte ölümünün 14. yılı anısına, 13 Ahmet Kaya kaseti üzerinden alternatif bir Türkiye tarihi:

12 EYLÜL DARBESİ: AĞLAMA BEBEĞİM (1985)

Ahmet Kaya, darbeyle askerden dönünce tanışır. Neredeyse tanıdığı herkes cezaevindedir. 1982’de ilk çocuğu Çiğdem doğar. Artık kendisi gibi binlerce kişi için de tek umuttur o. Babaları cezaevinde olan çocuklar için söyler: “Ağlama bebek, ağlama sen de… Umut sende, yarın sende… Çok uzakta öyle bir yer var; o yerlerde mutluluklar, paylaşılmaya hazır bir hayat var…”
Çocuklarının hasretiyle ‘prangalar eskiten’ babaları da unutmaz elbette: “Burda çiçekler açmıyor, yıldızlar ışık saçmıyor, günler su gibi akmıyor, geçmiyor günler geçmiyor…”
Albüm büyük ses getirir. O ses, hapishanedekilerin ve yakınlarınındır…AglamaBebegim

 

 

HUKUK YOK, UMUT YOK: TEK ÇARE ‘ACILARA TUTUNMAK’ (1985)

Cezaevinde günler geçmez ama darbenin üzerinden 5 yıl geçer. Mahkumlar için ne hukuk vardır ne adalet. Dışarıdaki yakınları içinse ne iş, ne umut…
Ahmet Kaya da geçim sıkıntısı, gözaltılar derken eşi ve kızı Çiğdem’in çekip gitmesiyle yıkılır. Hem kendisi hem cezaevindekilerin umudunu simgeleştirdiği çocuğu kaybetmenin acısıyla söyler bu kez: “Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimizde. O yuvasız çalı kuşu, bense kafeste kanarya… Yalanmış hepsi yalan…”ahmetkaya1985aclaratutu

 

 

NEOLİBERAL DEHŞET: ‘AN GELİR’ (1986)

Turgut Özal’lı yıllar… Askerin ‘demir yumruğu’ yerini dizginsiz bir neoliberalizme bırakmıştır. Herkesin hayatında o güne dek bildiği tüm ‘kutsal kaideler’ tek tek yıkılmaktadır. “An gelir” der Ahmet Kaya, bu tuhaf değişimin kıyametvari dehşetini anlatır: “Paldır küldür yıkılır bulutlar… Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet… An gelir biter muhabbet, şarkılar susar, heves kalmaz… O eski heyecan ölür… An gelir, şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını…”AN GELİR

 

 

HERKES UNUTUR, O HATIRLATIR: ‘ŞAFAK TÜRKÜSÜ’ (1987)

Türkiye, ‘eski’ Türkiye değildir. Yeni bir kuşak, yeni bir ekonomi, yeni bir siyaset… Darbeyi pek kimse hatırlamaz artık. Mümkünse ‘siyaset’ denilen şeyin de göz önünden kaybolması istenir…
Oysa cezaevlerinde idamı bekleyenler vardır hala. O mahkumlar günlük hayattan, gazete haberlerinden, Meclis gündeminden kovulmuştur. Bir idam mahkumu olan Nevzat Çelik’in “Şafak Türküsü” şiirini albüm yapan Ahmet Kaya ısrarla hatırlatır: “Beni burada arama anne… Kapıda adımı sorma… Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne…”
“Şafak Türküsü” o kadar büyük bir etki bırakır ki, bu insanlık dışı gündemi bir anda milyonlarca evin içine taşır.ŞAFAK TÜRKÜSÜ

 

 

1970’İN PES ETTİĞİ AN: HANİ BENİM GENÇLİĞİM? (1987)

1970’lerin ateşli kuşağı yavaş yavaş cezaevinden çıkmaya başlamıştır. Ne var ki, buldukları ülke, geride bıraktıklarından epey farklıdır. Yeni kuşakların gözünde birer ‘dinozor’, yakınları için ‘vebalı’, devletin nezdinde ‘sakıncalı’dırlar. Ahmet Kaya bu hissiyatı en iyi anlayandır: “Hani benim gençliğim nerde… Bilyelerim, topacım… Kiraz ağacında yırtılan gömleğimi, çaldılar çocukluğumu habersiz…”
Albüme ismini veren “Yorgun Demokrat” ise her şeyiyle bir siyasi kuşağın yıkımını özetler: “Şarkılar küsmüş dudağa… Ömründe gecikmiş hasat… Karışmış çoluk çocuğa… Geçim derdinde demokrat… Ah akıp gidiyor hayat… Yüreğim anlıyor seni… Artık susma yorgun demokrat…”ahmet_kaya_yorgun_demokrat_album_bi

 

 

GENÇLİK ÇEMBERİ KIRIYOR: ‘BAŞKALDIRIYORUM’ (1988)

Özal’ın iktidarının sarsıldığı günler… İşçiler ‘bahar eylemleri’ olarak anılan uzun bir protesto sürecine girerken, üniversite öğrencileri de yeniden derneklerini kurmaya ve YÖK’e bayrak açmaya başlar. Ahmet Kaya bu yeni muhalefeti derhal benimser: Başkaldırıyorum…
Sözler önceki şarkılarının siyasi romantizminden uzaktır. Hem kendine yönelik gözaltılara meydan okuma, hem de gençliğin tavrına destektir: “Başkaldırıyorum…. Kırmızı rujlu sokakların aşağılık pazarlıkların adı anılmayacak benle… Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım… Ben bir bıçak ucuyum, kavga vermiş halkına… Başkaldırıyorum işte, varın benim farkıma…”başkaldırıyorum

 

 

DARBEYLE HESAPLAŞMA VAKTİ: ‘EYLÜLE İSYAN’ (1990)

‘Başkaldırıyorum’ albümünden sonra Ahmet Kaya üniversite gençliğiyle buluşur. Türkiye’nin her yanında konserler verir. Çoğunun ilk copu, ilk gözaltısı Ahmet Kaya şarkıları yüzündendir…
Bu yeni bir umuttur Ahmet Kaya için: “İyimser bir gül olsun dudaklarında…”
Gençliğin dinamizmi aydınları da etkiler. 12 Eylül sorgulanmaya başlar. Bu durum Ahmet Kaya’nın şarkısına da yansır: “Güneşte kavruluruz kıraç topraklar gibi…Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi… Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi… Düşer düşer kalkarız eylüle isyan gibi…”ahmet kaya sevgi duvarı

 

 

ÖĞRENCİ EVLERİNE BASKIN FURYASI: ‘BAŞIM BELADA (1991)

1990’lar öğrenci eylemlerine karşı devletin sertleştiği dönemdir. Öğrenci evlerine baskınlar ve yargısız infazlar artmıştır. ODTÜ’lülerin kaldığı bir evi basan polislerin bir kanepeyi kurşun yağmuruna tutması dönemin mizah dergilerine kapak olur. Ahmet Kaya şiddetin adını koyar: “Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça… Yasal mermisi ile bir komiser yaklaşmakta… Başım belada…”BAŞIM BELADA

 

 

‘KÜRT EŞİTTİR TERÖRİST’E YANIT: ‘DOKUNMA YANARSIN’ (1992)

Türkiye, Kürt gerçeğiyle sert bir şekilde karşı karşıya gelir. PKK’nın eylemleri, Kürt illerindeki çatışmalar gündeme damgasını vurmaya başlar. Devletin yeni güvenlik konseptinin adı konulur: “Kürt eşittir terörist”. Sokaklarda nüfus cüzdanına bakılarak gözaltıların olduğu bir zamanda Ahmet Kaya “Dokunma yanarsın” diye bağırır: “Bütün telsizlerde adım okunur… Beni bir korkak bile vurur…Dokunma bana fişlenirsin…Dokunma bana, sen de yanarsın.”
Yüzünü dağlara dönmeye başlayan Kürt gençlerinin hikayesini de taşır albümüne: “Biz üç kişiydik… Bedirhan, Nazlıcan ve ben… ”DOKUNMA YANARSIN

 

 

‘BÖLÜCÜ’ DİYENLERE REST: ŞARKILARIM DAĞLARA (1994)

Kürt işadamlarına infazlar, faili meçhuller… Çoğu kimsenin Kürt bile demekten korktuğu bir dönemde her mikrofon uzatıldığında “Kürt” der, Ahmet Kaya. O güne dek gazetelerin sempatiyle yaklaştığı Ahmet Kaya artık PKK’lı gibi görülür. Ne kadar reddetse de dinletemez. Ve tavrını gösterip, restini çeker: Şarkılarım dağlara…
Bu albüm resmi rakamlara göre 3 milyona yakın satar. ‘Ağladıkça’ adlı parça yılın ‘hit’i olur: “Ağladıkça dağlarımız yeşerecek… Görecek göreceksin.. Ağladıkça güneşi tutacağız…”ŞARKILARIM DAĞLARA

 

 

CUMARTESİ ANNELERİ’NİN SESİ: BENİ BUL (1995)

Kürt illerinde şiddetli bir savaş, Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi’nin önünde ise bir arayış vardır. Her cumartesi bir araya gelen kayıp annelerinin sesini ne medya ne devlet duyar. Ahmet Kaya, tıpkı 12 Eylül’de o çocukların babalarının sesi olduğu gibi bu sefer de kayıp çocukların sesi olur: “İki yanımda iki polis… Ellerim kelepçede…Beni bul, beni bul anne…”BENİ BUL

 

 

MEDYA ABLUKASI: ‘EZDİRMEM SANA KENDİMİ’ (1998)

Her yaptığı albüm olaydır ama her söylediği de olay haline gelir Ahmet Kaya’nın. Medyanın hedef tahtasına koyması, kısa sürede karşılığını bulur. Bir sözünden dolayı Berberler Federasyonu eylem yapar, bir esprisinden dolayı Tokatlılar… Konserleri ‘PKK gösterisi’ olarak haberleştirilir.
Türbanlı öğrencilere destek verdiği için soldan, Kürt dediği için sağdan eleştirilir. Geri adım atmaz. “Dosta düşmana karşı” albümündeki “Giderim”le yanıt verir: “Ezdirmem sana kendimi…Gövdemi yakar giderim…Beddua etmem üzülme…Kafama sıkar giderim!”BENİ BUL

 

 

…VE SÜRGÜN: ‘HOŞÇAKAL İKİ GÖZÜM’ (1999)

10 Şubat 1999 gecesi… Herkesin hatırladığı o meşum olay… Günlerce süren linç kampanyası sonucunda çekip gider, geriye tam da ona yakışan şekilde “Hoşçakal iki gözüm” diyerek: “Vakit tamam seni terk ediyorum…Bu incecik bir veda havasıdır…Parmak uçlarına değen sıcaklık…İncinen bir hayatın yarasıdır…Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal…”hoşça kalın gözüm

 






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Biz yaşlandıkça zaman neden daha hızlı akar?

Zaman; kontrolümüz dışında sürekli akıp giden, durdurulamayan, ileri ya da geri sarılamayan soyut bir kavram. Aynı zaman dilimi, kimisine göre uzun, kimisine göre kısa....

Dünden bugüne: Nuri Bilge Ceylan

 Dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi son filmi "Kış Uykusu"yla kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı ne kadar tanıyoruz? Güldal Kızıldemir'in bu büyük yönetmenle 1997'de yaptığı...

Kadın’ı varlıklarıyla hatırlatmaya çalışan iki kadın: Luiz Bakar ve Ester Zonana

Birbirlerini hiç tanımamış, aynı amaç uğruna mücadele eden iki kadının dillendirdikleri bir nokta. Onca söz ve güç sahibi dini lider ve cemaat yöneticilerinin içinde,...

Zygmunt Bauman: Sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak

Zygmunt Bauman yakınlarda 90. doğum gününü kutladı ve Leeds’deki evinden İspanya’nın kuzeyindeki Burgos’taki bir etkinliğe gitmek için iki kez uçağa bindi. Söyleşiye başlarken yorgun...

Son haberler

Libya’da çatışan taraflar ateşkes görüşmelerini tekrar başlatma kararı aldı

Birleşmiş Milletler (BM) Libya’da savaşan tarafların ateşkes görüşmelerini tekrar başlatma kararı aldığını açıkladı.Fotoğraf: AA (Arşiv)Türkiye’nin de aralarında bulunduğu yabancı ülkelerin desteğini alan Ulusal...

ABD yanarken, Wall Street niye yükseliyor?

ABD’de siyahi vatandaş George Floyd’un Minnepolis’te polis tarafından gaddarca katledilmesi ardından başlayan isyanlar 8ci gününe girdi. Halen 40 büyük kentte sokağa çıkma yasağı...

Sabah Raporu: Piyaslarda ne oldu, ne olacak?

Ne Oldu? – Türkiye’de toplam coronavirüs vaka sayısı 827 kişi artarak 164.769’a, hayatını kaybeden kişi sayısı 23 kişi artarak 4.563’e yükseldi. İyileşen hasta sayısı...

Dünyada geçen yıl altı saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde orman yok oldu

Dünya genelinde geçen yıl neredeyse 12 milyon hektar ormanlık alan yok oldu.Fotoğraf: ReutersAA’nın aktardığı ABD’deki Maryland Üniversitesi’ndeki araştırma, küresel uydu verileri ve algoritma kullanılarak yapıldı.Araştırmacılar, 12...

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı mayısta 2,4 daraldı

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) tarafından yayımlanan verilere göre otomobil satışları mayısta yüzde 7,6 düşerek 25 bin 73 adete inerken, hafif ticari araç satışları...