8.5 C
İstanbul
Perşembe, Mayıs 21, 2020

Tarihteki 15 mucit kadın

İcat ettikleri şeylerin önemini herkesin bildiği ama isimlerini kimsenin bilmediği kadınlar...Bilime büyük katkıları olan 15 mucit kadını ve icatlarını sizler için listeledik.1. Grace Hopper - İlk...

Bunlara bakmalısınız

Aman doktor, Canım doktor: August Bier

Bilim kurgu filmlerin favori tiplemesi hafif(!) kaçık bilim insanları en sevdiğim klişe karakterlerdendir. Mary Shelley’le aynı kumaştan mı dokunduk bilemeyeceğim ama bilim insanları ve...

Dünden bugüne: Nuri Bilge Ceylan

 Dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi son filmi "Kış Uykusu"yla kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı ne kadar tanıyoruz? Güldal Kızıldemir'in bu büyük yönetmenle 1997'de yaptığı...

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

Zygmunt Bauman: Sosyal medya çok kullanışlı ve keyifli bir tuzak

Zygmunt Bauman yakınlarda 90. doğum gününü kutladı ve Leeds’deki evinden İspanya’nın kuzeyindeki Burgos’taki bir etkinliğe gitmek için iki kez uçağa bindi. Söyleşiye başlarken yorgun...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Kalbi atan ölü bedenler

Bazı anlar vardır zihinlerimizde çocukluğumuza dair. Hayal mi gerçek mi olduklarını ömrü billah çözemeyiz. Bize anlatılanları, oradan buradan duyduklarımızı kurgulayarak bir görüntü yaratmış da olabiliriz, bizzat gözlerimizle tanık olduğumuz bu anlar zihnimizde mıh gibi tüm gerçekliğiyle çakılı da olabilir. Dediğim gibi hangisinin doğru olduğunu sınamak mümkün değil.

Zihnimde henüz iki buçuk üç yaşlarımda olduğum zamanlara dair görüntüler var. Harman dediğimiz köy yerinin ortasındaki yeşilliğin ortasında toplanmış insanlar. Aşağı yoldan üstü başı giyinik ama kan içinde yukarı doğru taşınan bir cansız beden. Kahverengi pantolonun dizine kadar yırtılmış sol bacağı. Hengame, çığlık, ağıt ve figanlar. Sonra evden bu kez kefene sarılmış halde çıkarılan ölü beden. Yine ağıtlar eşliğinde tabuta koyulması. Evin hemen çaprazındaki mezarlık içine açılan kocaman bir çukur. Çukurun büyüklüğünü görünce ölenin çok yaşlı olduğunu düşünmem. Çukuru eşerken kullanılan küreğin çıkan toprağa saplanması. Toprağın ıslak görüntüsü. Toprağın altında deniz olduğuna inanmam. Sonra bir kadının mezarlık duvarından ‘baba’ diyerek çukura atlamak istemesi.

Aslında ölü bedenin köy ahalisine korku salmış bir zalim olduğunu, herkesin onun ölümüyle büyük bir rahatlama yaşadığını o zaman da biliyordum. Ya da sonradan anladım. Fark etmez. Ama insanların bu kadar ağlamasına şaşırdığımı hatırlıyorum. Onun ölmesi güzel olmadı mı diye sorduğumu ve annemin ‘onun yatacak yeri bile yok ama ardında kalanlara yazık’ dediğini hatırlıyorum.

Ölü bedene saygının bir parçasının ardında kalanlara dair kurgulandığına inanırım yıllardır. Elbette sadece bu değil ama bilhassa kötü ünüyle can veren kimselerin bile cansız bedenlerine zulüm edilmemesi gerektiğini düşünürüm.

Ziyadesiyle ‘hassas’ bir konu olsa da örnek vermekte fayda var. Özgecan’ın katilinin hiçbir yere gömülemediği zamanlarda hatırladım en çok zihninim bir yerlerinde çağrılmayı bekleyen bu hikayeyi. Katil, tüm zulümleri hak eder iş görmüş olsa bile defnini maalesef ki kendisi ile bağı olan kimseler üzerinden, ardında kalanlar üzerinden tartışmalıydık. Oh olsun, çürüsün diyemeyeceğimiz kadar ona ait değildi artık bedeni.

Sonra babaannemi kaybettiğimiz o kış günü başka başka şeyler düşünmeye başladım. Babaannemin ölü bedenini ağabeyimle birlikte görmek istediğimizde morga kaldırdıklarını ve oraya geçişin yasak olduğunu söylediler. Haklılığıma tereddütsüz inanarak ‘babaannemi göreceğiz’ dedim güvenlik görevlilerine. Onlar da belki günde onlarca kez duydukları bu cümleye sanırsam tınısındaki ısrardan kaynaklı ‘buyurun’ diyerek yanıt verdiler. Morga girdikten sonra bir çekmece içerisinde çıkardılar hala güzel olan canım kadını. Ağabeyim yanacığına bir öpücük kondurdu. Ben sadece bakıp ağlayabildim. Cansız olunca babannem değil gibi geldi, öpmek içimden gelmedi.

Sonra o uğursuz kış gününde kendi isteği üzerine babaannemi köyümüze götürürken aklımda fırtınalar esti yine. Hava çok soğuktu, kardan yollar kapanmıştı ve yolculuğumuz uzadıkça uzuyordu. Ablam ‘çok üşüdü kadın’ dedi. Babaannemin o soğukta üşüyor olma ihtimali ciğerlerimi deldi gibi hissettim. Babaannemi soğuğu hissetmediğini biliyor ancak içimi ürperten o sızıyı engelleyemiyordum. Bu cansız bedenin bana ait kısmıydı. Ve söküp atmak mümkün değildi.

10 Ekim’de garın önünde kan deryası içerisinde belki yaşayan vardır diye bakındığımız anlarda bir polisin bile isteye- evet bile isteye- üzerini barış yazılı bir kumaş parçası –bayrak- ile örttüğümüz ölü bedenlerimize bastığını gördük. Bir avukat dostumun ‘yoldaşlarımıza basamazsınız’ diye haykırdığını hatırlıyorum. Sonra isyanımız. Yerde yatan ölü bedenlerimizin yoldaşlarımıza ve bize ait olduğunu iliklerimize kadar hissetmemiz. Gün boyu cansız bedenlerden kopmuş parçaları toplayıp, ceset torbalarına koyma çabamız. Her defasında içimizi kemiren o sızı. O bedenlerin taşıyıcılarından öte bir anlama mazhar olması. Artık barış talebimizin bile parçalanmış o bedenlerde anlamlanmış olduğu gerçeği.

Dersim’de bir çatışmada öldürülen kıymetli dostum Özgüç’ün cenazesini almak için Elazığ Adli Tıp Kurumu’na gittiğimizde bu kez bir tufana teslim ettim zihnimi. Sırf düşman diye bellediklerinden bizi 4 gün kurumun önünde beklettiler. Özgüç’ün işkence yapmak suretiyle parçaladıkları bedeninden çıkaramadıkları hınçlarını, anne babasına cenazeyi teslim etmeyerek sürdürdüler. İki kez teşhis için bizi morga sokup yüzünün parçalanmış sağ yanını gösterdiler. Lüzum yoktu. Ayaklarını görür görmez tanımıştık hepimiz Özgüç’ü. Ama onlar açısından mühim olan bu değildi.

Cansız bedenlere numaralar vermişlerdi. Onlar açısından bu cansız bedenler, morglarda kapladıkları alan ve dolap sayısıydı. Külfet ve ağırlık bundan ibaretti.

Sonra Aziz ve Eylem ile ölü bedenlere dair duydukları kinin hudutsuzluğuna tanık olduk. Taybet Ana evinin sokağında 7 gün boyunca bekletildi. Çocuğu ‘ellerini çok sıkmış, demek ki çok acı çekti’ demişti. Teşhir edilen çıplak bedenler, panzer arkasında iple bağlanmak suretiyle sürüklenen bedenler, tahrip edilen mezarlar.

Aslında tersi bir mantık ile öleni düşman olan belleyenlerin de ona sadece cansız bir beden olarak bakmadığını gösteriyor.

Kişinin canını acıtmak, temsil ettiği fikrin canını acıtmak, ürettikleri nefreti kusacakları bir zemin bulduklarında teferruata aldırmamak faşizmin içkin doğasıyla eşsiz bir uyum içindedir. Aysel Tuğluk ve düşüncelerinin, dolayısıyla onunla benzer mahiyette düşünenlerin canını acıtmak için 82 yaşındaki bir annenin defin merasimine saldırdılar. Her gün evinin penceresinden izlemek ve bunu vasiyet etmek suretiyle göz hakkı edindiği toprağın altında kalmasına izin vermeyerek toprak altından çıkarılmasına yol açtılar.

Ölümüze, dirimize yapacakları konusunda şaşırmaya artık gerek yok. Epey zamandır yok. Belki de hiç olmadı.

Onlar, Hatun Ana’nın cansız bedeninde birlikte yaşama arzumuzu, inşa etmek istediğimiz özgür geleceği, hasretinde kaldığımız güzel günleri gördüler ve buna saldırdılar. Azıcık etik davranmaları mümkün değil miydi? Vallahi değildi.

Bizim Hatun Ananın cansız bedenine yapılan zulümde gördüklerimiz ise değişimin kendisine güç verecek olandır. Candır, kandır. Duyduğumuz öfke inancımızdan, içimizi kemiren sızı umudumuzdan ileri gelir.

Bundan sonra herkesin içinde Hatun ana’dan bir parça vardır. Tüm toprakların altında Hatun ana yatmaktadır.

Hatun Ana kalbi atan ölü bir bedendir. Kalbi, vicdanlı kalplerde atmaya devam etmektedir.






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Erkeğin dünyasında zincirlerini kırmış 20 kadına adanmış 20 film

Tarihte bazı kadınlar toplum yapısına sirayet etmiş cinsiyet algısını öyle zorladılar ki, bugün onlar sayesinde bir nebzede olsa daha eşit bir dünya oluştu. Bu...

20 şiiriyle Ülkü Tamer

1937 senesinde Antep’te dünyaya gelen Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018’de yaşamını devam ettirdiği Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti.İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden...

Son haberler

Twitter fotoğrafından yeni bir canlı keşfedildi

Twitter fotoğrafından yeni bir canlı keşfedildi Twitter'da paylaşılan bir kırkayak fotoğrafı yeni bir canlı türünün keşfedilmesini sağladı. Yeni canlıya "Troglomyces twitteri" adı verildi.

Ünlü oyunculardan bağış için YouTube’da kitap okuma etkinliği

Meryl Streep, Benedict Cumberbatch, Cate Blanchet gibi ünlü oyuncular, yönetmen Taika Waititi’nin öncülüğünde internette okuma etkinliği düzenliyor. YouTube’da 10 bölüm sürecek okuma etkinliğinden elde edilecek...

Sabah Bülteni: “Bardağın dolu tarafı”

Bardağın dolu tarafı… Ekonomilerin açılmaya başlamasını kutlayan piyasalar Mayıs ayındaki kayıplarını tamamen geri aldı. Salgına karşı aşı (Moderna) ve ilaç (Remdesivir) geliştirilmesinde alınan olumlu...

Dünya Bankası: ‘Corona’ nedeniyle 60 milyon insan aşırı yoksulluğa itilebilir

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, corona virüsünün yarattığı koşullar nedeniyle dünya genelinde 60 milyon kadar insanın ‘aşırı yoksulluğa’ itilebileceğini söyledi.Fotoğraf: ReutersKüresel ekonominin yüzde...

Günlük Rapor: “Uluslararası Piyasalar”

Eurotahvil Piyasaları Haftanın ilk işlem gününde olduğu gibi 19 Mayıs Salı günü de G10 para birimlerinin genelinde alımlar görülürken ABD 10 yıllık getirileri 0,70-0,74...