8.5 C
İstanbul
Cuma, Mayıs 22, 2020

Marion Fayolle’un 8 illüstrasyonuyla seksle ilgili ‘dile yerleşmiş klişeler’

Fayolle, Les Coquins adlı çalışmasında insanların kafasında oluşan seksle ilgili klişeleri eleştirmek için yaptığı illüstrasyonlarında cinsel eylemleri sıra dışı ve eğlenceli bir hale getirdi.Fransız...

Bunlara bakmalısınız

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Kitaplardan Sinemaya Uyarlanan ‘Baş Yapıtlar’

Derleme/Günel Abdullayeva Tekcan Her zaman sevdiğimiz kitapları defalarca okumak hoşumuza gidiyor ama bu kitapların film versiyonları da bir o kadar heyecanlı olmuyor değil. Hele bu...

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok.Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Ukraynalı Fotoğrafçı Vadim Stein, drama, heykelcilik ve grafik üzerine yaptığı çalışmalarının ardından dansçıların fotoğraflarını çekmeye karar verir.Fotoğrafçı Vadim Stein'in çalışmalarından küçük bir demeti sizin...

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

Yaşar Kemal: Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Siz ne derseniz deyin, ben bıktım. Nah burama geldi. Neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. İyi olacak, iyi olacak! Başkalarını da kendimle birlikte...

Rütbelerin Er’leri

Rıza Yalçın Koçak

‘Türk halkı sessiz kalarak onayladığı bu savaşın mağduru olmaya mahkumdur.’ (TAK-Haziran 2016)

Erleri çekin rütbeliler gelsin!
Erleri çekmeyecek rütbeliler ordusu.
Ere göre tanımlı omuzlardaki apoletler. Kaç erin başı olduğunu bildiriyor unvanlar.
Erlerle tanımlayıp erlerle var ediyorlar kendilerini.
Erleri çekin rütbeliler gelsin çığlığını bir iyi niyet olarak okumak gerekiyor en başta. ‘Gerçek düşmanımızı biliyoruz’ kıvamıdır bu sözlerin damarlarında dolaşan.
Harp halinde, can havliyle kimin rütbesini hangi dürbünle kontrol edeceksin? Mümkün mü?
Bomba güçlendirici demir bilyeler o hızla fırladıkları bedenlerde masumiyet testi yapma kudretine sahip değiller!

Öğrendik. Daha da öğreneceğiz.

Sivil katletmek devlet tarafından savaşın esaslı arenalarından biri olarak kullanıyor iken; sanki savaşın taraflarından biri steril bir strateji yürütüyormuşçasına diğer tarafı her fırsatta kın kın kınamak en az sessiz kalarak onaylamak açmazı kadar haysiyetsiz bir yerde duruyor.

Meselenin bir ayağı özel yaşamlarımızdaki öfkelenme halimizin altını doldurduğumuz argümanlarla ilgili. Toplumsal olarak kabul edilen hudutlar öfke ve sonucu geliştirilen şiddeti ne denli meşru gördüğümüzü ortaya seriyor.

‘Suçsuz birini 10 kişi dövmüşler. O da almış eline pompalıyı dört beş tanesini indirmiş’, ‘adamların evini kundaklamışlar, onlar da demir çubuklarla dalmış bunların ortasına, Allah ne verdiyse artık’, ‘adam vurmuş ama o da ağır sövmüş milletin içinde, kim olsa aynısını yapardı.’ ‘adam hırsıza sıkıyormuş ama yoldan geçenlere de gelmiş, tabi kötü olmuş ama adam sıkmasın mı hırsıza? ‘adamın çocuğunu kaçırmışlar, adam da gitmiş evlerini ateşe vermiş kaçıranların, dört ev kül olmuş, yazık olmuş diğerlerine tabi ama adam haksız mı, kim olsa aynısını yapardı!’’Kadın namusuna sahip çıkmak için herifi av tüfeğiyle öldürmüş, kurşunun biri de herifin babasının bacağına gelmiş, ne güzel etmiş’

Görüldüğü üzere toplumsal olarak kabulümüz olan gerekçeler söz konusu olduğunda karşısında uygulanan şiddeti makul görmekte kimsecikler elimize su dökemiyor. Hatta eşiğimiz o kadar yüksek ki haklı öfkenin tezahürü esnasında alakasız ve de masum insanların zarar görmesini üzüntü ile karşılıyor fakat anlaşılır buluyoruz.
Hele meselesinin öznesi iken hem öfkemizin hem de sonucu uyguladığımız şiddetin ne kadar sınırsız olabileceğini anlatmaya gerek bile yok.
Haklı yere öfkelendi isek; yapacaklarımız kabul görmelidir.
Diğer bir nokta ise; savaş ortamını yaratanları bu denli es geçiyor olabilmekte. Hiçbir savaş sivil kayıplar olmadan, savaşın doğrudan tarafı olmayanlar zarar görmeden süremez. Üstelik savaş olgusu kendisini bu zemin üzerinde var eder. Diğer olasılıklar sürtüşme, atışma, müdahale, saldırı vs gibi tanımlarla adlandırılır. Ancak artık savaştan söz ettiğimiz durumda hiç kimsenin bu yangının dışında olmadığını görmek gerekmektedir. Bu durumda ise öfke savaşı çıkaranlara yöneltilmelidir. Uyguladığı şiddet ile karşı şiddeti doğuranlar tüm zarar ziyan ve kayıpların mesulüdürler.
AKP, bile isteye çıkardığı, yürüttüğü ve genişlettiği bu savaştan dolayısıyla tüm yaşananlardan sorumludur. Engelleme kaygısı taşıyanlar karşı şiddeti mahkum ederek, savaşın sebebini unutmak yerine savaş çıkarıcının karşısına yaşamak ve yaşatmak kaygısı ile dikilmelidir. Aksi her söz ve eylem manasızlığın sularında volta atmaya mecburdur. Karşılığı yoktur. Olmayacaktır. Yaşanan acıları dindirmeyecek, taraflardan birinin yaşadıklarını önemsizleştirecek, ayrılık dehlizini büyüttükçe büyütecektir.

Bir karşı koyuş örgütlenecekse bu bir arada yaşamı savunurken savaşı çıkaranları hedefe koymakla mümkündür. Çünkü savaşın daha da yaygınlaşması oturduğumuz rahat koltuklardan ve hep birlikte çok sevdiğimiz klavyelerimizden mahrum kalacağımız anları getirecektir. Füzelerle vurulduğu için harabeye dönmüş yerlerde akıllı telefonlarımızı şarj etmek mümkün olmayacağından masumiyetlerimizi tweetlemek de imkansızlaşacaktır.
Sessiz kalmak niyetten azade onaylamaya dönüşüyor iken her devrin er’leri olarak rütbelileri karşımıza almak tek çözüm yolumuz.
Öğreneceğiz. Bir şekilde.






CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Dünyanın en çok satan 20 kitabı

İnsanoğlu bu güne kadar kesin olmamak kaydıyla 130 milyana yakın kitap basmıştır. Biz bu listeyi hazırlarken bile basımda olan yeni kitaplar olduğunu biliyoruz. Bu...

Gabriel García Márquez Nobel Konuşması: Latin Amerika’nın Yalnızlığı

Gabriel García Márquez'in Nobel Konuşmasında okuduğu Latin Amerika'nın Yalnızlığı adlı metini sizlerle paylaşıyoruz.Antonio Pigafetta, Macellan’ın dünya çevresinde yaptığı ilk seyahate katılan Floransa’lı denizci, Amerika’nın...

Dünden bugüne: Nuri Bilge Ceylan

 Dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi son filmi "Kış Uykusu"yla kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı ne kadar tanıyoruz? Güldal Kızıldemir'in bu büyük yönetmenle 1997'de yaptığı...

Biz yaşlandıkça zaman neden daha hızlı akar?

Zaman; kontrolümüz dışında sürekli akıp giden, durdurulamayan, ileri ya da geri sarılamayan soyut bir kavram. Aynı zaman dilimi, kimisine göre uzun, kimisine göre kısa....

Son haberler

Rolls-Royce ‘corona’ nedeniyle 9 bin kişiyi işten çıkaracak

Britanyalı uçak motoru üreticisi Rolls-Royce, Covid-19 salgınının yarattığı ekonomik kriz nedeniyle 9 bin kişinin işine son verileceğini duyurdu.Fotoğraf: ReutersŞirketin açıklamasında, pandemi nedeniyle...

İspanya olağanüstü hali beşinci kez uzattı: 7 Haziran’a kadar sürecek

İspanyol Meclisi, Covid-19 salgını nedeniyle 14 Mart’tan bu yana uygulanan ve 24 Mayıs’ta süresi dolacak olağanüstü halin iki hafta daha uzatılmasına onay verdi.Fotoğraf: ReutersSol...

DSÖ: Salgında gideceğimiz daha uzun bir yol var

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus “Bu salgında gideceğimiz daha uzun bir yol var” dedi.Fotoğraf: ReutersDSÖ’nün corona virüsü salgını konusundaki tutumu...

Oscar ödülleri koronavirüs salgını nedeniyle ertelenebilir

28 Şubat’ta düzenlenecek törenle sahiplerini bulması planlanan 2021 Oscar ödülleri, gösterim ve çekim takvimlerini alt üst eden koronavirüs salgını nedeniyle ertelenebilir. Tüm dünyada korku...