Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Evlenecek çiftlere 25 poz önerisi

Ortadoğu’nun kadife sesi Mohsen Namjoo ve 10 şarkısı

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Uğruna şiirler yazılan değil, şiir yazan 11 ‘kadın’ şair

Edebiyat, Kadın, Listeler 7 Ocak, 22:51'de eklendi

Kadın ve şiir sözcükleri yan yana gelince hep erkek şairler tarafından kadınlara yazılan o güzel şiirler akla gelir. Cemal Süreya‘yı hatırlarsınız, Turgut Uyar’ı hatırlarsınız, Attila İlhan‘ı, Fuzulî‘yi hatırlarsınız ama Şair Nigar Hanım‘ı hatırlamazsınız. Son dönemde “popüler olan Didem Madak, Gülten Akın, Birhan Keskin gibi şairleri saymazsak, erkeğin yazdığı edebiyat tarihinde kadına pek yer verilmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

Edebiyat‘ta kadınlara atfedilen sıfat neredeyse kalmamıştır, ancak şair olmak? Şair olmak kadınlar için “uygun” değildir. Çünkü kadın sevilir, dövülür, düşüncelerinden ötürü katledilir, giyiminden ötürü dışlanır, “sırtından sopasını karnından sıpasını” eksik etmemek gerekir. Bölgesel olarak böyle bir zihin dünyasında yaşıyor kadınlarımız. Dünyanın her yerinde kadınlara atfedilen değer aşağı yukarı böyle. Belki bazı toplumlarda fiziksel şiddet bir ölçüde az olabilir fakat bütün toplumların kadına şiddetten sıyrılıp, eşit haklar çerçevesinde bir yaşam sunmadığını biliyoruz. Fiziksel şiddet belki de en görünür olanı kadına gösterilen şiddetin. Örneğin Türkiye edebiyatında yüzlerce yazar, şair adı sayabilirsiniz, ama konu kadın yazarlar veya şairler olduğunda belki en fazla beş tane sayarız. Kadınların edebiyatta, sanatta yok sayılması sadece edebiyat için bir eksiklik değil; kadınların ataerkil düzenin tahakküm halkasından çıkmalarını da engelliyor. Çünkü hemcinslerinin tarih boyunca “bir işe yaramadıklarını” düşünmeleri daha kolay oluyor böylece. İnsan geçmişteki kahramanlıklardan, destanlardan feyz alarak güven tazeler, ama tarihte yazılan bir destan, şiir, öykünüz yoksa bu güven duygusunu edinmeniz için “kahraman” olmanız gerekiyor. Herkes bir Frida Kahlo olmadığına göre, bize de Frida’ları daha görünür kılmak düşüyor.

 

Bu listemizde Türkiye edebiyatından pek bilinmeyen kadın şairleri ele alacağız. Şiirleriyle 1500’lü yıllardan bugüne kadar yetkin eserler ortaya koymuş 11 şairi sizinle paylaşacağız. Kadın şairler toplumdaki erkek egemen sisteme karşı bilerek veya bilmeyerek, şiirleriyle “gözden uzak“, “kalın kitaplarda” yer almayan, üzerine deste deste makaleler yazılmayan, bir mücadeleyi yüzyıllardır vermekteler.

Biz de Press Haber olarak 11 şairden 11 şiiri sizler için listeledik.

 

1.

Mihri Hatun

1460’lı yıllarda Amasya’da doğduğu belirtilen Mihri Hatun bu topraklardaki yetkin anlamda ilk kadın şairlerden biri olarak anılmaktadır. Amasya’da Şehzade’nin sarayında sevilip sayılan bir kadın olan Mihri Hatun, Arapça ve Farsça’yı ileri düzeyde bilmektedir. Divanı günümüze kadar ulaşan ilk kadın şairimizdir.

İçlerinde kadınlarında olduğu bir çok aşk yaşamıştır. Onun için Türk Sappho’su denilmekteydi. Pek bilinmese dahi, Venüs gezegeninde bir kratere Mihri Hatun ismi verildi. Sovyetler ve Almanlar da Mihri Hatun’un Divanıyla ilgilenmiştir.

sen kılmadığın derdime dermânı unutma
ben hasret ile verdiğim ol cânı unutma

 

lûtfunla imâret kılacak müddei gönlün
cevrinle yıkılmış dil-i vîrânı unutma

 

kıldıkça hamâyil kolunu boynuna ağyâr
zülfün gibi ben gönlü perîşânı unutma

mihri hatun

 

 

2.

Leyla Saz

İkinci Mahmut ve Abdülmecit döneminde hekimbaşı olan doktor İsmail Hakkı Paşa’nın kızıdır. Bu vesile ile 11 yaşına kadar çocukluğu sarayda geçmiş; Osmanlı’nın son dönemlerine hatıraları ile ışık tutmuş bestekar ve şairdir.

Çok sevilen çalışmalarından bazıları şöyle: “Mani oluyor halimi takrire hicabım” şarkısının sözleri, “Nerdesin, nerde acep gamla bıraktın da beni” şarkısının bestesi ve “Seni sevda çiçeğim, tac-ı serim” şarkısının sözleri Leyla Saz’a aittir. Kendisini müziğe ve şiire adayan Saz, anılarını bir kitap içerisinde toplamıştır.

Kıl meclisi âmâde ne derlerse desinler
İç dilber ile bâde ne derlerse desinler.
lemde nedir farkı bana medh ile zemmin
Sağ olsun ahibbâ da ne derlerse desinler.

 

Günümüz Türkçesi ile:
Aldırma buluş sevdiğinle,
Çıkar keyfini birlikteliğin, ne derlerse desinler.
Övgüye de, yergiye aldırmam
Dostların canı sağ olsun, ne derlerse desinler.

leyla saz

 

 

 

3.

Şair Nigar Hanım

1862 – 1918 yılları arasında yaşamış Macar asıllı, Servet-i Fünun şairidir. Gerçek ismi, “Nigar Binti Osman”dır. Şair Nigar Hanım, yedi tane yabancı dil bildiği iddia edilmektedir. Bugün İstanbul’un Osmanbey semtinde onun adını taşıyan bir sokak vardır. Avrupa şehirlerinde, tanınmış kişilerin evlerinde gelenek haline getirdikleri edebiyat toplantıları, Türkiye’de şair Nigar Hanım ile başlamıştır.

Onun toplantılarına düzenli gelenler arasında Süleyman Nazif, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, Leyla Saz, Pierre Loti vs. bulunurmuş. Hayatına bir çok şiir sığdırdığı gibi biten bir evlilik ve yasaklı bir İtalyan aşk sığdırmıştır. Günlüklerini 50 yıl sonra açılması isteğiyle Aşiyan müzesine bırakmıştır.

feryad ki feryadıma imdad edecek yok
efsûs ki gamden beni azad edecek yok
tesir-i muhabbetle yıkılmış güzel emma
virane dili bir daha bad edecek yok.

 

kes, varsa alkan bana ey tali-i dunum
sen var iken alemde beni yad edecek yok
hakkile bilir zari gönül halet-i aşkı
mahirdir o fende anı üstad edecek yok

 

yareb ne içün zari nigar şu cihanda
naşad edecek çoksa da bir şad edecek yok

şair nigar hanım

 

 

 

4.

İhsan Raif (1877-1926)

Nişantaşı’nda Rumeli Caddesi’nde bugün hala duran Taş Konak’ta yaşayan İhsan Raif edebiyatla ilgilenirken, aralarında Rıza Tevfik’in de bulunduğu hocalarından dersler almıştır. “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime” bugün birçok insan tarafından Serkis Efendi’ye mal edilmektedir, ancak bu beste İhsan Raif’e aittir ve hece veznini ilk kullanan kadın şairdir.

Öldükten sonra Şişli’deki yaşadığı evini restore eden Kaymakam Mehmet Öklü bu Beş Hececiler‘in ablasına bir kitap yazmış. Adı kimseye etmem şikâyet.

Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime,
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime,
Perde-i zulmet çekilmiş, korkarım ikbalime,
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime.

ihsan raif hanım

 

 

 

5.

Yaşar Nezihe Bükülmez (1881-1971)

Silivrikapı’nın fakir bir sokağında doğan, “proleter şair” olarak anılan kadın şairdir. Babası okumasına izin vermemiştir. Buna rağmen bir yıl okula gidebilmiş ve okumayı öğrenebilmiştir. Yaşar Nezihe’nin başına buyruk hali onun evden kovulmasına neden olmuş, bu bir yandan yaşamını zorlaştırırken diğer yandan özgürleşmesinin kapılarını aralamıştır.

Bu arada üç mutsuz evlilik yapar; Sedat, Suat ve Vedat adında 3 oğlu olur. Besin yetersizliği yüzünden iki çocuğu ölür ve kendisi de bu acılara dayanamayıp iki defa intihar girişiminde bulunur. Hayatının büyük kısmını yoksulluk içerisinde geçiren, Yaşar Nezihe’nin bugüne kadar ulaşan ve onu popüler kılan bir yönü şiirlerinin “toplumcu” nitelikte olmasıdır.

Ey İşçi!
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden
Sa’yınla edersin de “tufeylî”leri zengin
Kalbinde niçin yok ona karşı bir kin

Yaşar nezihe

 

 

 

6.

Şükufe Nihal (1896-1973)

Kendisi istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi’nden mezun olan ilk kız öğrencidir. 1920’de coğrafya bölümünü bitirmiştir. Şükufe Nihal’in hayran kitlesi bir hayli fazlaydı: Nazım Hikmet, Ahmet Kutsi Tecer, Faruk Nafiz Çamlıbel ama en acısı Cenap Şahabettin’in kardeşi şair Osman Fahri’dir.

Aşkına karşılık bulamayınca önce İstanbul’u terketti. Öğretmenlik yapmak üzere Elazığ’a gitti. Ama aşkını unutamadı ve 1920 yılında kafasına tabanca dayayıp intihar etti.

inanma
güldümse inanma, bil ki bu gülüş
güldüğüm sabahın bir rüyasıdır
dudaklarımdaki acı bükülüş
veda akşamının sonsuz yasıdır.

 

hangi kudret var ki solan ruhuma
senden sonra yeni bir ışık versin
söner gün geçince bu hain humma
ağlar mıyım başka acıyla dersin?

 

bir salgın alevsin içimde bugün
yakmaya en sönmez yerden başladın
eriyip sönersem ancak büsbütün
sevmiş diyeceksin beni bu kadın…

Şukufe nihal

 

 

 

7.

Halide Nusret Zorlutuna (1901 – 1984)

İlk şiirini 1917 yılında yazdı. Şiirlerin yanı sıra romanlarda yazdı. Yazar Emine Işınsu’nun annesi, Pınar Kür’ün ise teyzesidir.İlk şiirlerini mütareke yıllarında yayımlayan, ”git bahar” şiiriyle adını edebiyat dünyasına yazdırır. Ünlü şair Yahya Kemal’in şiirlerini ezberlediği ender şairlerden birisi olarak bilinir.

Uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik mesleğini çok sevdi ve kendisinin öğretmen olmak için yaratıldığı inancını her zaman ifade etti. Ayrıca Türk Dil Kurumu’nun da kurucu üyelerindendir.

git bahar

 

çekil bu gölgeli yolda gezinme,
bahar bakışların yine pek sarhoş.
yanılıp gönlüme misafir inme.
kapısı kilitli, mihrabı bomboş

 

mabettir orası, meyhâne değil…

 

ışıklar, kokular, sesler, çiçekler…
ömrünün her günü bir başka düğün,
bülbüller koynunda açtı çiçekler
güller dökülürler göğsüne bütün!..

 

gerçekten güzelsin, efsâne değil:

 

altınlı başında papatya niçin?
sarı saçlarına pembe gül takın
git bahar…gönlümde ibadet için,
diz çöken kızları ürkütme sakın,

 

kalbime girme, o kâşâne degil!..

 

git bahar, git bahar ! uzaklarda gül,
denize renginden bırak hediye,
ufuklarda gezin, semaya süzül…
kalbime sokulma “peymane!” diye,

 

gördüklerin kandil … peymâne değil!

halide nusret zorlutune

 

 

 

8.

Gülten Akın (1933-2015)

Türk Şiiri’nin öz annesi olarak sayılan Akın, kadın olmanın duyarlılığını imgesel yolculuğunda birleştirmiştir. Şiirlerinde ezilenleri, çocukları, kadınları ve çalışmak için göçmek zorunda kalan insanları; evleri, kentleri, doğayı insanı ve hayatı anlattım der. Gülten Akın ilk dönem şiirlerinde daha bireysel, daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal yönü ön plana çıkar.

Gülten Akın’ın oğlu, en şiddetli politik dönemlerde sekiz yıl cezaevinde yatmıştır. Oğlu cezaevinde yazdığı şiirlerinin yayınlanmasını istememektedir, yaşadıklarını protesto etmektedir. Oğlunun bu davranışı nedeniyle, o da şiirden uzaklaşır. Ama daha sonra tekrar şiire geri döner Gülten Akın.

 

bir hayal kahvesinde
oturup ömür çayından içiyoruz.
her seferinde biraz daha az yanıyor dudaklarımız.
her seferinde biraz daha soğuk çayımız.
kahvede yıkılmak üzere zaten…
gelenler aynı, gidenler ayni…
çıkalım mı artık bu kahveden?
bir yudum daha mı? neden?
yanmadı mı dudakların hala?
seni sevdim
seni birden bire değil
usul usul sevdim.
“uyandım bir sabah” gibi değil
nasıl yürür öz su dal uçlarına
ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara…

seni sevdim
artık tek mümkünüm sensin.

gülten akın

 

 

 

9.

Nilgün Marmara (1958-1987)

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı tezden de anlaşılacağı üzere, “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi”, Sylvia Plath’in yalnızlığını ve hayata bakış açısından derinden etkilenmekteydi. O kadar derinden etkileniyorduki ölüm biçimleri bile neredeyse aynıydı.Plath 1963 yılında 30 yaşındayken Londra’da, Marmara ise 1987 yılında 29 yaşında İstanbul’da beşinci kattaki evinin yatak odası penceresinden atlayarak intihar etti.

Ece Ayhan yıllar sonra Marmara hakkında şöyle yazmıştı: “Muzip kadın Nilgün Marmara. Tezer (Özlü) ile birlikte bana muziplikler yapmaya bayılırdı. İkisi de aynı anda göğüslerini gösterirlerdi. Güzeldi…” Nilgün Marmara’nın şiirleri varoluş krizinin dizelere dökülen haliydi.

kuğu ezgisi

 

kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,
yalpalayan hayatımın kara çarşaflı
bekçi gizleri.

 

ne zamandır ertelediğim her acı,
çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
-bu şiir –
sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
dost kalmak zorunda bana ve
sizlere!

 

çünkü saldırgan olandan kopmuştur o,
uykusunu bölen derin arzudan.
büyüsünü bir içtenlikten alırsa
kendi saf şiddetini yaşar artık,
-bu şiir –
kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
sevda ile seslenir sizlere!

nilgün marmara

 

 

 

10.

Didem Madak (1970 – 2011)

13 yaşında annesi ölen Madak’ın erken bir evlilikle 18 yaşında evinden ve babasının yanında uzaklaşıp evlenmiştir. Daha sonra bu evliliğini bitirek Didem Madak, geçimini sağlayabilmek için sekreterlik, anketörlük, pazarlamacılık, tezgahtarlık gibi birçok işte çalışmıştır.

90’lı yıllarda öne çıkan şiirleri ile çeşitli edebiyat dergilerinde adını duyurmaya başlamışsa da, Madak’ın özellikle son yıllarda giderek genişleyen bir okur kitlesine sahip olduğu söylenebilir. Kansere yenik düşerek 41 yaşında hayata gözlerini yummuştur.

çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
balkona yorgun çamaşırlar asmayı
ki uçlarından çile damlardı.
güneşte nane kurutmayı
ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
insan kaybolmayı ister mi?
ben işte istedim bayım.
uzaklara gittim
uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

Didem Madak

 

 

 

11.

Birhan Keskin (1963 – )

Dönemimiz şiirinin en önemli şairi olarak anılan Birhan Keskin, şiir hayatına 80’li yılların ortasında çeşitli dergilerde şiirlerini yayımlayarak başlamıştır. Daha sonra kendi şiir dilini oluşturan ve ayrılık, ölüm, yoksulluk gibi birçok yükü ağır konuları ustaca harmanlayan Keskin’in 5 kitabı bulunmaktadır.

Şiirlerini gün geçtikce daha yetkin bir hale getiren Keskin okunması gereken dönemimizin en büyük şairlerinden biridir ve yazın hayatına hala devam etmektedir

 

ben bu içimin yankısı, ben bu içimin koruyla
bu narı daha fazla taşıyamam.
düşecek ellerimden, dağılıp dökülecek odaları,
dayanamam.
benden sana mevsimlerden anne, uykularımdan tüller,
ömrümden ağrılar sızmıştır.
bu aşk bende bir imkânsızlık tasarımı gibi kaldı,
kaldıramam.
adı şubat olan bu şiirde kalbim
uzun bir nehir gibi ağrıyor. inat yumağım çözüldü.
sol omzundan siyah atımı, sana düştüğüm o eski şubattan
çukurumu alıyorum.
benden kalan boşluğa kırmızı bir araf düşüncesini koy.
nasıl hatırlanırsa bir yaprakta bir orman
bu kez o olsun beni sana hatırlatan.
bir gün olur senin de düşerse elinden nar
aşk bir gün seni de alır bir yerden bir yere koyar
ne zaman ki kaplar gönül mülkünü kar
çağır o zaman, anlatırım sana,
bir ömürden nasıl döne döne geçer turnalar.
sanma ki inadımda sarı bir safra
dilimde uçuşan rüzgârlı bir sayfa
sözlerimde silinmiş şifre vardır.
sökmedin beni çölden, yolum araftır.

birhan keskin

 

 

Bonuslar:

Kadınları görünür kılmak adına hazırladığımız bu listelere de bakabilirsiniz:

Felsefe tarihinde ‘erkekliğin’ gölgesinde kalmış 19 kadın filozof
Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler
Erkekler için 7 maddelik “eril düzene katılmama” rehberi
Dildeki cinsiyetçilikten kurtulmak için 14 maddelik imtihan
Hannah Price ve ‘tacizcileri taciz etme aracı’ olarak fotoğrafçılık
Erkeğin dünyasında zincirlerini kırmış 20 kadına adanmış 20 film
Tarihteki 15 mucit kadın

Yorumlar

Yazıya 1 yorum yapılmış. Sen de fikrini paylaş!

Mehmet Sadık Kırımlı 12 Ocak 2019

Çok güzel bir çalışma, öncelikle kutluyorum. Yeni kuşaklar bu bilgilerden yoksun, bu çalışmanın kitaba dönüştürülerek topluma sunulması, yararlı olacaktır sanırım. Ayrıca; kadına olan saygı da, bir kez daha anımsatılmış olur… Bilinmedik daha nice başarılara, diyelim.