Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Evlenecek çiftlere 25 poz önerisi

Ortadoğu’nun kadife sesi Mohsen Namjoo ve 10 şarkısı

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Dresden’de Gezilecek 8 Yer

Ve insan 25 Aralık, 02:54'de eklendi

Sizler için hazırladığımız Dresden Rehberi’ni okuduktan sonra hemen Almanya uçak bileti alıp bu güzel şehri ziyaret etmek isteyeceksiniz.

Dresden, II. Dünya Savaşının son günlerinde, hatta savaşın bitmiş olmasına karşın, öyle bir bombalanmış ki, şehrin yalnız dörtte birinden azı ayakta kalabilmiş. Almanya‘nın bu görkemli şehrinde dolaşırken, eğer geriye kalan buysa, acaba öncesinde Dresden nasıldı diye düşünmeden edemedim. Görkemli barok mimari her yerde göze çarpan heybetiyle karşınızda duruyor.

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, nefes kesici güzelliğiyle şehri çevreleyen Elbe Nehri‘ne nazır nefis bir kent. Her yıl kenti ziyaret eden binlerce gezgin tarafınca Kuzeyin Floransa’sı olarak anılıyor. Müze şehir Dresden, kadim geçmişi, her yüzyıldan taşımış olduğu mimari miras ve onun getirmiş olduğu zenginlikle mücevher şeklinde bir kent.

Dresden Seyahat Rehberi

Başkent Dresden, İkinci Dünya Savaşı’nda ağır hasar görmüş. Harp sonrası çabucak toparlanmış. Günümüzde Dresden’in başkentlik etmiş olduğu Saksonya Eyaleti ‘İsviçre Saksonyası’ olarak da biliniyor. Saksonya’nın Dresden – Leipzig – Chemnitz üçgenini oluşturan kentleri, fazlaca sayıda heybetli sarayları barındırıyor.

Augustus the Strong şu demek oluyor ki Kuvvetli Augustus, şehrin şu anki halini planlamasıyla bugün karşımıza görkemli ve kendine fanatik eserlerle dolu bir şehir ortaya çıkmış. Şehir Altstadt (Eski kent) ve Neustadt (yeni kent) olmak suretiyle iki bölüme ayrılıyor.

Dresden Gezilecek Bölgeler

Doğu Almanya’nın mücevheri Dresden, 800 senelik geçmişiyle zamanı yaratı açısından oldukça varlıklı. Kral August döneminden kalma Zwinger Müzesi, Hanım Kilisesi (Frauenkirche), Porselen Müzesi (Meißner Porzellan) ve büyüleyici bir yapıya haiz olan Pillnitz sarayı şehrin en meşhur simgeleri.

1. Zwinger

Dresden’in muhteşem barok başyaptı Zwinger’e (Kale Avlusu) görkemli bir giriş olan Kronentor’dan sağlanıyor. Augustus bu bölgeyi yaratmak için sanatçılardan küçük bir ordu kurmuş. Sanatçılar mimar Matthaus Daniel Pöppelmann’ın önderliğinde çalışmış ve 1707’de başlanan emek verme 1728’de bitmiş. Devasa avlu içinde bahçeler, havuzlar, çeşmeler ve birbirine bağlı 5 köşk bulunuyor.

Dresden’in muhteşem barok başyaptı Zwinger’e (Kale Avlusu) görkemli bir giriş olan Kronentor’dan sağlanıyor.

Gemaldegalerie Alte Meister; Bu müze kompleksin kuzeybatı köşesinde bulunuyor ve kraliyet sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapıyor. Porzellansammlung galerisinin en büyük özelliği Glockenspielpavillon’dan doğu yakasındaki galeriler içinde ve daha da önemlisi dünya genelinde kendi türünün en iyi örneği olması. Rüstkammer Semperbau ve Türckische Cammer olarak iki değişik bölüme haiz olan sergide ortaçağ ve rönesans sürecinin zırhları ve cenk silahları sergileniyor.

2. Residenzschloss

Saksonya’yı yöneten Wettin ailesinin mensuplarına ev sahipliği yapmış, Rönesans döneminden kalma bu eski kraliyet sarayı Residenzschloss (Royal Palace), 1709-1722 içinde yapılmış. Sarayın Grünes Gewölbe (Green Vault) bölümünde Augustus’un sanatı iyi mi bir güç sembolü olarak gördüğüne tanık oluyorsunuz. Saray ek olarak Münzkabinett’e (Bozuk Para Müzesi) ve yüzyıllar öncesine ilişik beş yüz binden fazla sanat eseriyle Kupferstichkabinett’e (Baskı ve Çizim Müzesi) ev sahipliği yapıyor.

Saksonya’yı yöneten Wettin ailesinin mensuplarına ev sahipliği yapmış, Rönesans döneminden kalma bu eski kraliyet sarayı Residenzschloss (Royal Palace), 1709-1722 içinde yapılmış.

Ek olarak sarayın görülmesi ihtiyaç duyulan yerlerinden Türckische Cammer (Türk Odası) bölümünde Osmanlı eserlerinin oldukça geniş bir koleksiyonunu görülebilir.

3. Albertinum

Aslen bir kraliyet cephaneliği ve adını 1884 ve 1887 içinde, kendisinin ve ailesinin toplamış olduğu ganimetleri saklamak için uygun bir yer haline dönüştüren Kral Albert’dan alıyor. İmparatorluk seçimi inşa edilmiş bu bina duygusal periyoddan çağdaş periyoda kadar uzanan dünyanın en görkemli galerilerinden birine ev sahipliği yapıyor. Galerie Neue Meister, Caspar David Friedrich ve Gauguin’den Ernst kirchner ve Georg Baselitz’e kadar uzanan bir koleksiyona haiz.

Albertinum

4. Semperoper

Semper Opera House, Almanya’nın en meşhur tiyatrolarından biri. Theatherplatz meydanındaki bina R.Strauss’un pek fazlaca eserinin prömiyerine sahne olmuş. Harp esnasında yıkılan bina 1989’da yeniden açılmış. Dresden’i Almanya’nın müzik ve kültür merkezi yapmak için fazlaca fazla uğraşan bir başka sanatçı olan Weber’in derhal operanın haricinde Zwinger’in gölgesinde bir heykeli bulunuyor.

5. Brühl Terrace

Dresden şehrini yakından tanımak için işe Brühl Terasa çıkmak ilk yapılması ihtiyaç duyulan şeylerden birisi. Elbe Nehrine nazır, sol kıyıda Rönesans, Barok ve Klasisizm tarzlarındaki görkemli binalarıyla Dresden’in merkezi içeriyor. Karşısındaki kıyıdan yada Elbe Nehri’ni süsleyen köprülerinden bu terasa bakmış olduğunuzda Dresden’in, niçin dünya genelinde bir kültür şehrinin bulunduğunu anlıyorsunuz.

6. Augustusbrücke

Katholische Hofkirche’in önündeki nehirde uzanan Augustus Köprüsü, II. Dünya cenginde SS subayları tarafınca havaya uçurulan 17.yy barok köprüsünün yeniden yapılmış hali. Restore edildiğinde adını Bulgar komünistlerden kabul edilen ve Nazilerin Reichstag ayaklanmasını başlatmakla suçladıkları Georgi Dimitroff’dan allmış sadece Komünizmin çökmesinin arkasından yeniden Augustus’un adını geri alarak bu günkü haline gelmiş.

7. Johanneum

Bir zamanlar kraliyet ahırı olarak kullanılan bu 16.yy binası şimdilerde Verkehrsmuseum (Ulaşım Müzesi) olarak kullanılıyor. Zamanı arabaların ve fazlaca eski otomobil motorlarının mükemmel bir koleksiyonuna haiz. Eskiden atların eğitildiği açık arazi ise 16.yy’da açık hava festivallerinin yapıldığı tek tek bölge olarak da kullanılıyordu. Avludan yukarıya doğru uzanan bir rampa yardımıyla kraliyet ailesinden olanlara atlarından inmeden üst katlara ulaşmalarını sağlıyordu. O dönemlerde ki en popüler sporlardan biri at üstünde mızraktı, sadece ondan da daha popüler bir oyun vardı, Ringelstechen. At üstünde son hızla giderek küçük halkaları mızraklarının ucuyla yakalamaya çalışmış oldukları fazlaca tehlikeli bir oyun. Bir çok vakit felakete sebep olan kazalara da sebebiyet veriyordu.

8. Fürstenzug (Procession of Princes)

Johanneum’un duvarının dış kısmında porselen sanatının en görkemli örneklerinden biri bulunuyor. 336ft uzunluğundaki Meissen çinisi kraliyet döneminde yapılmış görkemli bir yaratı. Saksonya kraliyetinden yüzden fazla üyenin ve yarısından çoğunun da at üstünde ki tasvirleri bu devasa mozaik üstünde sıralanmış. Üstünde tam 25,000 parça bulunuyor ve her biri 1904-1907 yılları aralığında Wilhelm Walther tarafınca boyanmış. Temsililer kronolojik olarak sıralanmış: 1694, Augustus’un atı bir Protestan reformunun ve Martin Luther’in temsili olan gülü çiğniyor.

Haydi sizde Almanya uçak bileti alıp bu güzel şehri gezin



Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.