8.5 C
İstanbul
Pazartesi, Temmuz 13, 2020

World Leaders Are People Too: Artist Shows Them Doing Their “Duty”

Given all the hefty decisions that today’s world leaders often have to grapple with on a daily basis, it can be easy to forget...

Bunlara bakmalısınız

Kitaplardan Sinemaya Uyarlanan ‘Baş Yapıtlar’

Derleme/Günel Abdullayeva Tekcan Her zaman sevdiğimiz kitapları defalarca okumak hoşumuza gidiyor ama bu kitapların film versiyonları da bir o kadar heyecanlı olmuyor değil. Hele bu...

Dünyanın en ilginç sanatçısından en ilginç savaş aracı

Arjantinli sıradışı sanatçı Raul Lemesoff, insanlara kitabı sevdirmenin belkide hiç denenmemiş bir yolunu deniyor. Sanatçının çalışmasını derlediğimiz listemizde aşağılara doğru kaydıkça önyargılarınız yıkılacak.Dilerseniz sıradışı listemize...

10 şairden 10 sonbahar şiiri

Yaz bitti artık, ilkbahar öncesinde bitivermişti zaten. Sıradaki mevsim sonbahar ve aylardan eylül. Gerek sonbaharın gerekse eylül ayının hüznü bir başkadır. Yaprak sadece sararmakla...

Tomris Uyar ve aşıkları

Sizce en kıskanılan, çoğu kişinin yerinde olmak istediği kadın kim? Öyle bir kadın var ki en güzel isimler, en güzel eserlerini onun için yazdı.O...

Dildeki cinsiyetçilikten kurtulmak için 14 maddelik imtihan

Türkçede hem günlük konuşma dilinde hem de tarihsel olarak günümüze değin bir anlam kazanan deyimler silsilesi kadın ve erkek cinsleri ve toplumsal cinsiyet rolleri...

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Ukraynalı Fotoğrafçı Vadim Stein, drama, heykelcilik ve grafik üzerine yaptığı çalışmalarının ardından dansçıların fotoğraflarını çekmeye karar verir.Fotoğrafçı Vadim Stein'in çalışmalarından küçük bir demeti sizin...

Ümit Kıvanç, ‘Burası sizin vatanınız değil’ denirken Türkler nerede?

Ümit Kıvanç Radikal’de yer alan bugünkü yazısında ‘Devletin doğuda yaptığı, kamu düzeni sağlamak değil. Bir sindirme harekâtı, teslim alma operasyonu. 7 Haziran öncesinden beri nereden nereye gelindiğini idrak edebilmeliyiz’ ifadelerine yer verdi.

 

Ümit Kıvanç‘ın Türkler nerede? başlıklı yazısı şöyle:

Hiçbir şey, memleketin bir bölümünde resmen savaş çıkarılmışken toplumun “Türk tarafı”nda hüküm süren aldırışsızlığı ve tepkisizliği izah edemez.
Lâkin şu haklı soru bazılarımızın elini kolunu bağlıyor: “Peki ses çıkaralım da, nasıl?”
Daha beteri de var. Eğer ilk soru el kol bağlıyorsa, bu ters kelepçe takıp yere yatırıyor: “Diyelim ağzımızı açtık; ne söyleyeceğiz?”
Bu kahredici soru yüzünden hayatı kararmış olanlarımız, oturmuş ölüm ve zulüm haberleri bekleyenlerimiz. Kazara tebessüm etmeye, yediği şeyin tadını almaya, uyumaya utananlarımız. Haysiyetli bir toplum olsaydık çoğumuz bu halde olurduk.
Türkler nerede?
İtilen kakılan, öldürülen, evi başına yıkılan Kürtler’se, Türklerin büyük kısmı oralı olmaz, biliyoruz. Bu hafiften değişiyor sanmıştık, yanılmışız.
İki cepheden de yanılmışız. Askerî vesayetle mücadele ve çözüm süreci dönemlerinde, dindar çoğunluğun kalp kapısı azıcık aralandı sandık. Meğer minik Esedullah’lar eğitimden dönüyormuş, onlara açılmış kapı. İslâmcı iktidar adına yerli ve millî yüzde 49’a seslenen propagandacı takımı, “Yüz kişi öldürülecek, iki yüz kişi imha edilecek!” diye haykırıyor. Ağızlarından salyalar akıyor.

Neyin kompleksi, neyin hıncıdır?
Dinin ahlâkla illâ münasebetinin kurulması gerekmediğini -Allah’a şükür!- öğrenmiştik. Şimdi de ümmet fikrinin faşizan milliyetçilikle hâzâ çelişmediğini idrak etmekteyiz. Buradan çıkış yolu, Kürtleri PKK, PKK’yi de dinsiz, Allah’sız, kâfir ilan etmekle bulunuyor. Kimileri bir basamak daha alçalıyor ve “bunlar zaten Ermeni” sapağından tüyüyor. (Evet, bu mesafe, sahiden de tek basamaktır.) Hüküm süren, siyaset dini. Dayanakları da icapları da pek somut. Ayet, hadis, fetva, her şey sana yaradığınca var. Kendinden başkasından nefret ediyorsun. Hükmetmeye öylesine takılmışsın ki, niyetliyken bile kendi safındaki suçu günahı yalayıp yutmakla meşgûlsün. Karşında Kürtler olunca ümmet falan kalmıyor.
Ruhunu muktedir mütehakkim İslâmcılığa kaptırmış Türk’ten çıt çıkarmasını dahi beklemiyoruz, zulme bari bu kadar cânı gönülden katılmasa, demekle yetiniyoruz.
Gezi Parkı merdivenlerini çıkarken hemen soldaki bayraklı halaylı Kürt varlığına kendini alıştıran modern büyükşehir insanları sevgili Cumhuriyet’lerinin gidilmeyen görülmeyen doğu ve güneydoğuda neler ettiğini en azından sezdi sandık, “meğer medyaya kanmışız, hakikati bilmemişiz” derlerken, değerli bir utancı utangaçça ifade ediyorlar sandık. Meğer yalnız Toma’ya karşı renksiz (yeşilsiz sarısız kırmızısız) takviye kuvvet ararlarmış onlar da.
Hendek Türkiye’nin sahici fay hatlarına denk geldiğinden düşman kardeşler karşısında birarada. Besmele çekeni damdan su deposu vuruyor, TC rumuzlusu ağır makineliyle cami tarıyor, kurt işareti yapanı akreple cenaze sürüklüyor. Sonra duvara biri “dişime kan değdi” yazıyor, öbürü ay-yıldız çiziyor, üçüncüsü de “hilali büyük yapsaydın” diyor herhalde.
Bu vatanseverlik değil. Bu, birilerine “burası sizin vatanınız değil” demek. Bunlar, kurum olarak kendini ciddîye alacak devletin yapacağı işler değil. “Ama PKK! Ama hendek!”, şu yapılanı meşru kılmaz. PKK, senin hukukuna isyan etmiş silahlı örgüt. Vergimi ona mı veriyorum? Onun yöneticilerini mi seçiyorum? Sense devletsin. Yasan, hukukun yoksa sen nasıl devletsin? Ne demektir resmî araçtan hoparlörle küfür edilmesi? Ne demektir savaş için ilçeden memuru öğretmeni çekmek? Şu cümleler benden okurlara gidene kadar kaç kişi ölecek?
Evet, “Türkler”, elbette “vatan”ı parçalamaya, üzerindeki hayatı değersizleştirmeye çalışan zevattan ibaret değil. Peki, nerededir insanca bir gelecek kurmaya aday Türk hareketi, Türk partisi? Uzaktan çıplak gözle seçilebilen tek kıpırtıyı, gövdesini “Kürt partisi”nin oluşturduğu hareket yaratabildi. (Sürdürebilecek olan gençlerimizi de bombayla parçalıyorlar.)
Gelelim alengirli sorularımıza.
İktidar koalisyonu sizden gelecek tek lafı duymak istemiyor; hattâ kimse de duymasın diye sizi kısa yoldan susturmak istiyor, TC klasiğine başvurup, “teröristi savunuyorsun” diye parmak sallıyor, sizi kulak verilmez kılıyor. Siyasî tartışmayı bu ucuz ve seviyesiz kapandan kurtarmaya kalkışan son insan, anlaşılan yine bir anahtar teslim komple suikast işlemi neticesinde şu anda toprağın altında. İktidar tarafının gözünü kan bürümüş. Nasıl laf anlatacaksınız? Anlatmam diyemezsiniz ki, iktidar bunlar; karar mercii!
Açı değiştirelim. Silahlı “Kürt siyaseti”nin savaş davetini bu kadar kolayca kabul etmesine kızıyorsunuz, Kandil’e dönüp avazınız çıktığı kadar bağırmak istiyorsunuz; fakat o sırada orayı uçaklar bombalıyor; ne yapacaksınız? İstiyor musunuz o şartlarda bağırmak? Kürtler nasıl yönetilmek istiyorlarsa öyle olmasına itirazınız yok, fakat silahlı “Kürt siyaseti”nin pek çok kararını, eylem tarzını doğru bulmuyorsunuz; ne yapacaksınız? Eleştirinizin her şeye gez-göz-arpacık hattından bakan dağdaki silahlı siyasetçiye ulaşabilmesini bırakın, hendeğin başındaki oğlan artık size kulak verir mi? Ya bu çocuklara ufacıkken eline taş aldıran, yeni yetme olur olmaz dağa koşturan, şimdi bir mahallenin bir sokağındaki hendeği savunmak için canlarını ortaya koyduran şeyi, ırkçılığa, zulme desteğiyle, susmasıyla, arkasını dönmesiyle bizzat bu işin sorumlusu olan topluma anlatabilir miyiz? Türklerle Kürtlerin eşit, özgür, çoğulcu-demokratik bir hayat içerisinde birarada varolmasının iki tarafı da insanî bakımdan zenginleştireceğini bu toplum bunca onyıl sonra nihayet idrak etti diyelim, şimdinin Kürt gençliği bunu duyduğu anda koşarak uzaklaşıyor, nasıl durduracaksınız? HDP projesi ile açılan yolun herkes için çok daha özgürleştirici ve zenginleştirici olduğunu, “hendek” diye simgelenen, direnişi şehir içlerine taşıma stratejisinin ise -yarattığı ağır insanî sorunlar bir yana- mücadeleyi askerîleştirdiğini, birçok bakımdan tecrit ettiğini düşünüyorsunuz; ne edeceksiniz? Çocuğunun cesedine sarılıp yatmış kadına bunu anlatmaya mı kalkacaksınız?
Kesin olan tek şey var, belki onu anlatabiliriz: Devletin doğuda yaptığı, kamu düzeni sağlamak değil. Bir sindirme harekâtı, teslim alma operasyonu. 7 Haziran öncesinden beri nereden nereye gelindiğini idrak edebilmeliyiz. Bu hendekler o ilk kurulan hendekler değil. Niyet barış olsaydı onları kaldırtmak kolay olurdu. Fakat savaş isteniyor. Yönetenler savaş istiyor. Sadece içeride değil, dışarıda da istiyorlar. Savaş halindeyken çok daha keyfî yönetebilecekler, çok daha sınırsız hükmedebilecekler.
(NOT: Yazıyı bitirmek üzereyken, Diyarbakır’da iki gencin hayatını kaybettiğini öğrendim. Bu gece olabileceklerden de çok endişe duyuyorum. Bu kadar acıdan nasıl olacak da hayır çıkacak, bilemiyorum.)






1 YORUM

  1. yazıyı okudum geniş perspektifli ( sadece azınlıklara karşı ) güzel cümlelerle yazılmış devletin görevini yapmasını istemeyen bırakınız geçsinler bırakınız yapsınlar zihniyetinin bir tık ötesinde uzunca bi yazı okudum. başına baktım gençler ölüyor ( kürt ) sonuna baktım gençler ölüyor ( kürt ). üniforma giyince 20 yaşındaki asker genç olmuyor zaten. o 20 yaşında ki asker anasının bağrından kopup gelmedi zaten. o 20 yaşındaki asker ölünce ( şehit olunca derler ) anası babası kardeşi sevdiği tabutuna sarılıp ağlamıyor zaten. o asker oradaki insanlara keyfi ateş ediyor dimi? ama pkk / pyd li kürtler eli silahlı vatan hainleri teröristler sizin gözünüzde silah bırakmamakla evine gidip bağıyla bahçesiyle uğraşmamakla haklı çünkü onların tek derdi var ( nasıl oluşmuş bi dertse hiç bitmiyor ) kendini savunmak. bu ülkenin ordusu istese 1 gecede cizreyi yok eder mi? eder. peki bu neyin kavgası bırakın silahı taşı sopayı. çocuk yaşta bu çocukların eline taşı kim veriyorsa gidin onlarla hesaplaşın. büyüğünce terörist olucaklarını bilmeyen çocuklar bunlar.

    sen diyorsan ki asker çekilsin kürtler alsın o bölgeyi. o iş yaş hacıı. senide arada gömerler ruhun duymaz haberin olsun. bu coğrafyada tutunmak istiyorsan güçlü olacaksın. özgürlükçü avrupa ayakları bu coğrafyada sadece güçsüzleşme bölünme sebebidir. türkiye deki hakları avrupada neredeyse hiç bir ülkede bulamazsın. savaşmak yerine birlik olun. barış istiyorum diyip devlete ağzını yamultursan ve arkadan iş çevirirsen devletten sumsuğu yersin.!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Mutlaka izlemeniz gereken En iyi 18 Uzay Filmi

Yine bir sinema listesiyle karşınızdayız. Yaşadığımız evrenin büyüklüğünü düşünüp hayretler içinde kalmayan insan neredeyse yok.Bu listede de yüzünü evrene dönen sinema yapıtlarından en...

Marquez’in 2001’de Marcos’la yaptığı röportaj

Kendisini Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (EZLN) sözcüsü olarak tanımlayan ve herkesin bir kere olsun ağzında piposuyla, yüzü gizli halde çekilmiş bir fotoğrafını görmüş, muhterem...

Aman doktor, Canım doktor: August Bier

Bilim kurgu filmlerin favori tiplemesi hafif(!) kaçık bilim insanları en sevdiğim klişe karakterlerdendir. Mary Shelley’le aynı kumaştan mı dokunduk bilemeyeceğim ama bilim insanları ve...

Çocuğunuzu ‘cinsel istismardan’ korumak için ‘İç Çamaşırı Kuralı’nı öğretin

Beş çocuktan biri cinsel şiddete, cinsel istismara maruz kalıyor. Çocuğunuzun böyle bir durumla karşılaşmaması için ona İç Çamaşırı Kuralı'nı öğretebilirsiniz. İç Çamaşırı Kuralı, Avrupa Konseyi'nin...

Son haberler

ANALİZ: Krediye boğulan vatandaş, icralık olacak

TCMB verilerine göre, 3 Temmuz itibarıyla toplam krediler yılbaşından bu yana %22.8 artarak TL 3.248 milyara erişti.        Eğer 13 haftalık hareketli ortalama verisini kullanırsak,...

‘Maske takın’ dediği yolcular tarafından dövülen şoför hayatını kaybetti

Fransa’da, geçen pazar, maske takmayı reddeden yolcular tarafından dövülen otobüs şoförü, tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybetti.Bayonne kentinde yaşayan 59 yaşındaki Philippe...

Mars Koç burcunda: Liderler kapışacak!

Bu hafta evrenin kötücülü Mars, 6 ay boyunca seyahat edeeceği yöneticisi olduğu Koç burcuna geçiyor. Bu da Mars'ın tüm iyi ve kötü...

Ekonomist Gizem Öztok Altınsaç: “Küstürülen yabancı geri kazanılmalı”

AP Genel Kurulu’nda bugün “Akdeniz’de İstikrar ve Güvenlik ve Türkiye’nin Olumsuz Rolü” başlıklı bir oturum düzenlendi. Oturuma Avrupa Birliği Dış ilişkiler Yüksek Temsilcisi...

Dr Kocabalkan FÖŞ söyleşisi:  Çin oyunları ve ikinci resesyon

Almanya hükümeti, Aile Bakanı Franziska Giffey tarafından hazırlanan cinsiyet eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen önlemler paketini onayladı. Paket 67 ayrı maddede dokuz hedefin hayata geçirilmesini...
%d blogcu bunu beğendi: