Ana SayfaHaberlerPolitikaEtyen Mahçupyan: Erdoğan fikrini...

Etyen Mahçupyan: Erdoğan fikrini değiştirse, söylem değiştirecek bir amigo sürüsü var!

Google Haberler'de takip et!

Akşam gazetesi yazarı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu‘nun fahri danışmanı Etyen Mahçupyan, Başkanlık sistemine geçişi değerlendirdiği bugünkü köşeyazısında, “Erdoğan fikir değiştirse aynı gün onunla birlikte fikir değiştirip bugün söylediklerinin tersini savunabilecek bir amigo kümesi ile karşı karşıyayız. Ne var ki bir fikrin toplumsal kabulü, o fikrin taşıyıcılarının tıyneti ile de yakından bağlantılı. Böyle bir grubun görünür hale gelmesi hedefin de kalitesizleşmesine neden oluyor” dedi.

etyen mahçupyan, erdoğan

Yeni bir Anayasa’nın “acil bir ihtiyaç” olduğunu belirten Etyen Mahçupyan, “Eğer temsil yeteneğinden ödün vermeyen ve denetleme sistematiğini de hakkıyla oturtan bir alternatif üretilebilirse, toplumun söz konusu geçişe büyük oranda ‘evet’ demesi şaşırtıcı olmaz. Çünkü nihayette bu sistem iktidar kadar muhalefetin de işine gelir. Hem parlamentonun özerkliği açısından, hem de alternatif tek aday çıkararak AKP’yi yenme şansı vereceği için” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanı’nın gözüne girmeye çalışan çok kişi var”

Başkanlıklık tartışmaları sürecinde AKP’nin önünde iki tehlike olduğunu belirten Etyen Mahçupyan, “başkanlığın gelmesiyle kendi kişisel konumunun güçleneceği beklentisini savunan, başkanlık sistemini ‘savunuyor olmanın’ bir ikbal kapısı olduğunu varsayan” kişiler olduğunu söyledi. “Cumhurbaşkanı’nın gözüne girmeye çalışan çok kişi olduğunu” savunan Mahçupyan, ikinci tehlikeyi de  “düzeysiz kişilerin başkanlık alternatifinin ‘sözcüleri’ olması” olarak tanımladı.

Etyen Mahçupyan’ın Akşam gazetesinin bugünkü nüshasında (12 Ocan 2015) yayımlanan köşeyazısı şöyle:

“Türkiye’yi geleceğe istikrarla taşıyacak yeni bir anayasa bugün artık acil bir ihtiyaç. Var olan hukuki çerçeve ve arka planındaki zihni yapıyla şu anki sorunların çözülme ihtimali olmadığı gibi, hızla yenilerinin yaratılacağı ve akılcı bir yönetimin neredeyse imkânsız hale gelebileceği gözüküyor. Bu değişikliği yaparken yönetim sisteminde de başkanlığa doğru geçilmesi, seçilmişlerin ve dolayısıyla toplumsal tercihlerin bürokrasi ve resmi ideoloji karşısındaki konumunu güçlendirecek. Eğer temsil yeteneğinden ödün vermeyen ve denetleme sistematiğini de hakkıyla oturtan bir alternatif üretilebilirse, toplumun söz konusu geçişe büyük oranda ‘evet’ demesi şaşırtıcı olmaz. Çünkü nihayette bu sistem iktidar kadar muhalefetin de işine gelir. Hem parlamentonun özerkliği açısından, hem de alternatif tek aday çıkararak AKP’yi yenme şansı vereceği için.

Ancak bu değişimi bir anda yaşamayacağız. Tartışma ve süreç zamana yayılacak. Bu süre içinde yaşanan her şey, alınan tutumlardan kullanılan dile başkanlıktan ‘gerçekte’ ne anlaşıldığını, yani nasıl ‘kullanılacağını’ ima edecek. Örneğin Türkiye’nin yıllar sonra AB ile açtığı ilk fasılda merkez bankasının konumu ve özerkliği biçimlenirken, siz başkanlık sistemi geldiğinde merkez bankasının yürütmeye tabi olacağını ima etmeye kalkarsanız ortalıkta ne yerli ne yabancı yatırımcı bulamazsınız. Başkanlık sistemiyle birlikte Türkiye’nin ekonomik sıçrama yapacağı hayali, bizzat bugünkü saçma sapan söyleminiz yüzünden heba olup gidebilir. Kısacası, hedefin olumlu niteliği o hedefi gerçekleştirmek için yeterli değil. O noktaya nasıl ilerlediğiniz de en az onun kadar belirleyici. Bu açıdan bakıldığında AKP’nin önünde birbirine bağlı iki tehlike bulunuyor. 

“Başkanlık sistemini ‘savunuyor olmanın’ bir ikbal kapısı olduğu varsayımı”

Birinci tehlike başkanlığın ‘araçsallaştırılması’. Diğer deyişle başkanlığı bizatihi kendi nitelikleri nedeniyle ve topluma yapacağı katkı üzerinden değil, başkanlığın gelmesiyle kendi kişisel konumunun güçleneceği beklentisiyle savunmak. Yani başkanlık sistemini ‘savunuyor olmanın’ bir ikbal kapısı olduğu varsayımı. Cumhurbaşkanı’nın bu değişikliği çok istediğini bilen ve başkanlığı savunarak onun ‘gözüne girmeye’ çalışan epeyce kişi var ortalıkta. Bu kişilerin kendi arasında gizli bir rekabetin olması da çok doğal… Böylece ortaya garip bir ‘meslek’ çıkıyor: Yarın Erdoğan fikir değiştirse aynı gün onunla birlikte fikir değiştirip bugün söylediklerinin tersini savunabilecek bir amigo kümesi ile karşı karşıyayız. Ne var ki bir fikrin toplumsal kabulü, o fikrin taşıyıcılarının tıyneti ile de yakından bağlantılı. Böyle bir grubun görünür hale gelmesi hedefin de kalitesizleşmesine neden oluyor. Ama belki daha önemlisi doğrudan AKP’nin kalitesi hakkında kalıcı bir olumsuzluk üretiyor. 

İkinci tehlike söz konusu araçsallaştırmanın uzantısı… Tartışma ve savunma tarzının irtifa kaybıyla birlikte önümüzdeki birkaç yıllık süre yeni bir ‘siyasetçi’ tipolojisini de sahneye çıkaracaktır. Tutulan yolun düzeysizleşmesi, düzeysiz kişilerin başkanlık alternatifinin ‘sözcüleri’ olmasıyla sonuçlanabilir. Giderek bu kişiler dışarıdan bakanların gözünde AKP’nin ‘düzeyini’ belirler hale gelebilirler. Parti yönetiminin bu algıyı tersine döndürmesi sanıldığından çok daha zor olacaktır. Bu ise vahim bir meşruiyet yıpranmasını ifade eder ve yeni anayasa etrafında ‘buluşmayı’ da imkânsız hale getirir.
Eğer bu geçişin geniş bir toplumsal zemin üzerinden yapılması ve doğru bir ürünle sonuçlanması isteniyorsa, AKP’nin bu türden araçsallaştırmalara ve düzeysizliklere cevaz vermemesi lazım. Türkiye’nin geldiği bu noktada süreç ne oluruna bırakılabilir, ne de olur olmaz kişilere…”

10,053BeğenenlerBeğen
244TakipçilerTakip Et
1,038TakipçilerTakip Et

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Sosyal medyanın seçim analizi ve trend 7 Haziran paylaşımları

Her kesin merakla beklediği 7 Haziran seçimlerini de geride bırakırken AKP,...

Sümerler’den Asteklere kurban ritüelleri

Yazan: Burak Baş Tanrılar ya da bir inanç uğruna canlıların kurban edilmesi...

6 meyvenin ‘insan eli’ değmeden önceki ‘yabani’ hali

İnsanlık doğaya karşı verdiği "savaşta" görece üstünlük elde ettiğinden beri doğanın...

Türkiye sinemasında canlandırdıkları karakterlerle filmlerin önüne geçen 10 oyuncu

Bazen bir filmi muhteşem yapan yönetmenden öte oyuncudur.  Sinema tarihinde bunu başarabilen...

Tartışı-Yorum

Bir Halkın Futbol Tarihi: Filistin

Ulvi Koçu / Tartışı-Yorum  "Ahlaka dair bildiğim ne varsa futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi." der Nobel ödüllü edebiyatçı Albert Camus. Günümüz futbol algısının dışında olan bu...

İttihat ve Terakki’nin Alevilik ve Bektaşilik üzerine araştırması

Neden İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC), Alevilik ve Bektaşilik üzerine bir araştırma yaptı?Kitabı ilk elime aldığımda kafamda bu soru ve içerisinde nasıl bir yaklaşım olacağı düşüncesi vardı.Günümüzde dahi yayınlanan...

Antonio Gramsci’nin 1916’da yazdığı “Ermeni sorunu üzerine” adlı makalesi

Tartışı-Yorum / Antonio Gramsci Bu yazı Antonio Gramsci’nin gençlik yıllarında yazdığı ve 11 Mart 1916’da Il Grido del Popolo’da (Halkın Çığlığı) yayımlanmış "Ermeni sorunu üzerine" makalesinin tam metninidir.Hep aynı hikâye....