8.5 C
İstanbul
Cuma, Haziran 5, 2020

12 yaşında suikaste uğrayan en küçük devrimci: Iqbal Masih

Pakistan’ın en yoksul bölgelerinden birisi olan Mudrike’de doğan Iqbal Masih, 4 yaşına geldiğinde tüm akrabaları gibi 600 rupi yani yaklaşık 16 dolar karşılığında halı...

Bunlara bakmalısınız

Gabriel García Márquez Nobel Konuşması: Latin Amerika’nın Yalnızlığı

Gabriel García Márquez'in Nobel Konuşmasında okuduğu Latin Amerika'nın Yalnızlığı adlı metini sizlerle paylaşıyoruz.Antonio Pigafetta, Macellan’ın dünya çevresinde yaptığı ilk seyahate katılan Floransa’lı denizci, Amerika’nın...

Henüz izlemediyseniz ‘Mutlaka’ izlemeniz gereken 15 film!

Derleme/Eren Aşnaz Henüz izlemediyseniz izlemeniz gereken 15 filmi bu hafta sizler için derledik. Usta oyuncu ve efsane olmuş yönetmenlerden derlediğimiz filmlerin hepsini, yok olması imkansız...

Üretim ve Tüketim üzerine bir film

Gıda üretimi ve tüketiminin bugünkü halini gösteren çok etkileyici bir kısa belgesel. Samsara film şirketinin Mark Magidson yapımcılığında gerçekleştirdiği 102 dakikalık filmin 6 dakikalık bir...

Vadim Stein’in 32 fotoğrafıyla dansçılar

Ukraynalı Fotoğrafçı Vadim Stein, drama, heykelcilik ve grafik üzerine yaptığı çalışmalarının ardından dansçıların fotoğraflarını çekmeye karar verir.Fotoğrafçı Vadim Stein'in çalışmalarından küçük bir demeti sizin...

Sema Moritz’in hikayesi ve taş plak sesi

Sema Moritz, Türkiye Müziğinde Taş plak sesli şarkıcı olarak kendine yer edinmiş, bir daha onun gibisi gelir mi acaba dedirten bir müzisyen. Nokta dergisine...

Edebiyatın karanlık kahini: Aldous Huxley

Bütün zamanlarda raslayabileceğimiz, zamanını aşmış, hatta zaman hakkında öngörüde bulunmuş ve bu öngörüleri gerçekleşmiş insanlar vardır. Bu gün sizler için Aldous Huxley'in hayatından sahneleri...

Frida Kahlo: Ressam, Feminist, Komünist ve Aşık

Frida Kahlo ve hayatı ile ilgili güzel bir portre bulduk. Sanatından, hayatından, mücadelesinden çarpıcı bilgiler veren bu yazıyı yeniden gündeminize taşıdık.

 

Her kadın gibi kurbanıydı toplumun, öteki idi. Ama köşesine çekilip acılarının öylece geçmesini beklemedi. Kendisi ile yüzleşirken aslında kadınlığı ile de yüzleşiyordu her fırçayla.

İnanılmaz bir yaşam hikayesi var Frida Kahlo’nun. Yaşam hikayesi yerine yaşam mücadelesi demeli belki. Hayatı mücadele ile geçen güçlü bir kadın çünkü Frida.
“Bir fahişe olarak doğdum” diyebilecek kadar cesur, “bir ressam olarak doğdum” diyebilecek kadar da kendine güvenen bir kadın öncelikle.
Baştan alalım. Meksikalı olan Frida doğum tarihini üç yıl gecikmeli olarak Meksika devrimine rastgelen 7 Temmuz 1910 olarak kabul etti. Belki biraz da genç görünmek istedi, olabilir, olsun. Devrimin asi çocuğu tanımlamasına uymaz belki yaşam öyküsü ama devrimin güçlü kadınıydı Frida.

Frida Kahlo-Diego Rivera
Frida Kahlo’nun feminizmi üzerine detaylı ayrı bir yazı yazmak mümkün. Kısaca değineceğim ben. Hep bir oğlum olsun istemiştim diyen babasını mutlu etmek için erkek kılığına girebilen bir feminist düşünün. Öyle bir feministti Frida. Biraz tartışmalı bir konu Frida’nın feministliği. Bazı ‘katı’ feministler Kahlo’nun bir feminist olamayacağını da savunuyor.
Oysa sadece tabloları feminizminin birer kanıtı. Resimden anladığım sadece boyaları birbirine karıştırıp sonuçta hep siyahı elde ettiğim, yaptığım değil de ‘bozduğum’ tablolar. Kendi evimden başka hiçbir duvarda yer edinmeyen karanlık şeyler. Bırakın bir ressamı, amatör olarak resim yapan birine bile eleştiri getiremem belki.

Frida Kahlo-Diego Rivera
Ama feminizmden az çok anlarım. Kendi gerçekliğini tuvale yansıttığını söyleyen Frida, kadınlık, doğum, kürtaj, cinsiyet rolleri ve daha nice sorunu cesaretle ve kendine has üslubuyla resmetmişti.
Bu açıdan baktığımızda Frida’nın yaptığı Cixous’un önerdiği dişil yazından çok da farklı değildi. Nasıl bir yazar kelimeleri bir araya getirerek sorunsalını kağıt üzerine dökerse, Frida da boyayı, fırçayı, tuvali ve renkleri araç edinmişti kendine. Resmettiği her bir Frida bir şekilde acı çekmekte olan bir kadındı.
Patriyarkal bir toplumda yaşayan, sadakatsiz bir eşe sahip, ciddi sağlık problemleri yaşamış, anne olmak istemiş ve olamamış bir kadının resmettikleri birçok kadının anlatamadıklarıydı.frida kahlo hayatı
Her kadın gibi kurbanıydı toplumun, öteki idi. Ama köşesine çekilip acılarının öylece geçmesini beklemedi. Kendisi ile yüzleşirken aslında kadınlığı ile de yüzleşiyordu her fırçayla. Kahlo için şöyle demişti bir eleştirmen: “Bu olağandışı insanın yaşamını ve eserlerini birbirinden ayırmak imkansızdır. Resimleri onun biyografisi”.
Kendi yüzünden ve bedeninden yola çıkıyordu Frida ve böylelikle “kişisel olan politiktir” cümlesinin kanıtı oluyordu. Bu nedenledir ki Frida’nın her bir tablosu biraz Simone de Beauvoir’un İkinci Cins’i, biraz Bell Hooks’un “feminizm herkes içindir”i, biraz Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda”sı, biraz Butler’ın “Cinsiyet Sorunu”dur. Listeyi dilediğiniz kadar uzatıp, resimlerle dilediğiniz kadar eşleştirebilirsiniz. Sanat tam da bu değil mi zaten.

Frida’nın kendi tabiriyle hayatında “iki büyük kaza” vardır. Bu kazaların ilki onu yatağa mahkum etmiştir. Kazadan sonra çocuk sahibi olamayacağını öğrendiğinde hayali oğlu “Leonardo” için bir doğum belgesi hazırlar Frida.
Belgeye göre Leonardo Eylül 1925’te doğar. Hayal gücünü acı ile birleştirmeye başlamıştır bile. Bir kızı değil de oğlu olduğunu hayal ediyor olması, kendisinin de bir şekilde erkeğin üstün olduğu fikrini içselleştirmiş olduğunu fısıldayabilir size.
Ben bu fısıltıyı oğlan kardeşinin olmamasıyla geçiştirdim. Hayali oğlu Leonardo’nun Eylül ayında doğmuş olması ise Eylül’ün hüznünü bir kez daha açıklayan bir veri olabilir kendimce.

 

Yatağa bağımlı olduğu günlerde babasının aldığı fırça ve tuval, annesinin yatağının üzerine astığı ayna hayat vermişti Frida’ya. Aynadan kendi aksine bakıp, gördüğü farklı yüzleri resmetmişti.
Ne bir akım kaygısı vardı, ne de toplumda ressam olarak yer edinme. Yaşam öyküsünü yazan bir yazar gibi kendi portrelerini yapıyordu. Yatağa bağımlı bir bedenle olabildiğine özgür bir ruhun ortaya çıkardığı tezattır belki de onu bugün bildiğimiz kadın yapan.

frida kahlo resim
Yaşaması bile bir mucizeyken, yürümeyi başarabilecek kadar inatçıydı ve asıl savaşı aslında bundan sonra başlamıştı. Aşık oldu.
Hikaye buradan sonra bazılarına ters düşmektedir. Çünkü bazılarının feminizmi ile uyuşmaz Frida’nın aşkı. Kendisini aldatan bir kocaya, her şeye rağmen, tapmaktır Frida’ya göre aşk. Yok edicisine boyun eğen bir kadın. Öyle midir gerçekten?
Başa dönelim yine. İki büyük kazadan bahseder Frida, birincisini biliyoruz zaten. İkincisi ise Diego’dur. Aşık olduğu adam. Komünist, Ressam Diego Rivera.

Kendisinden yirmi bir yaş büyüktü Diego. İki kez evlenmişti, çocukları vardı. Çapkınlığı ve sadakatsizliği ile tanınırdı. Birçok kişi gibi Frida’nın annesi de evliliğe karşı çıkıyor, aralarındaki ilişkiyi bir güvercin ile filin birlikteliğine benzetiyordu.

Frida kahlo resimleri
Ona göre Diego “çok yaşlı, çok şişman ve daha da kötüsü bir komünist ve ateist” idi. Doğrusu Diego koca bir çınar gibiydi ve Frida küçüğü idi onun. Olması istenmeyendi aşk, sınır çizilendi ancak adına yaraşır şekilde kendi yatağını bulup, var etti kendini.
Birbirlerine aşıklardı fakat hep olur ya “ama” vardı ilişkilerinde. ‘Çalkantılı’ basit bir kelime belki ama evet ‘çalkantılı bir aşk’ idi onlarınki. Herkesin başarısız olacaklarına inandığı bir evlilik yaptılar, belki de herkesin başarısız olmasını istediği bir evlilik.
Birlikte büyük acılar yaşadılar; sağlık sorunları, düşük, mesleki başarısızlık, sadakatsizlik. Bazen karşılıklı.
Diego’nun Frida’nın kızkardeşiyle birlikte olmasının ilişkilerinde büyük yara açtığı söylenir. Frida’nın da farklı kadın ve erkeklerle dahası Meksika’da sürgünde olan ve evlerinde misafir ettikleri Troçki ile birlikte olduğu da yazar kaynaklarda. Bir dönem boşanırlar ancak ayrılık aşklarını bitiremez, yeniden evlenirler.
Onlarınki sadece aşk değildi; yoldaşlık, dostluk, annelik, babalık, çocukluk, meslektaşlıktır da. Birbirlerini “ülkenin en iyi ressamı” olarak nitelediler. Destek oldular birbirlerine.
Başkalarının tenlerinde bulsalar bile dönem dönem kendilerini, hep birbirlerinde buldular huzuru ve huzursuzluğu, kısacası hayatın ta kendisini.

Şu listeye de bakabilirsiniz:




Frida Kahlo’nun hayatını anlatan 5 film

Sağlık sorunları yaşarken de, kocasıyla olan fırtınalı ilişkisinde de, mutlu günlerinde olduğu gibi resim yapmaya devam etti Frida. Amerika’da ve Fransa’da sergilere dahil oldu.
Ülkesindeki ilk kişisel sergisinde yataktan çıkmaması öğütlenmişti, çareyi yatağı sergi salonuna taşıtmakta buldu. Öyle de güçlü, öyle de inatçı idi.
Ölümden sonrası için “Yatarak çok fazla vakit geçirdim. Yakın sadece” diyerek yaşamın ölüm dahil tüm trajedilerine gülebilen bir kadındı. 13 Temmuz 1954’te gözlerini yumdu Frida. Gömülmedi, çok yatmıştı zaten. Yakıldı. Külleri şimdi müze olan Mavi Ev’de sergileniyor.

Frida Kahlo Mavi Ev
Saplantılı denebilecek kadar aşık bir kadındı Frida. Eğer boyun eğdiyse de aşk üzre boyun eğdi. Aynı hikayeye bakıp Frida’yı yenik ve güçsüz bulabilirsiniz ya da güçlü bir kahraman. Aynen onun aynı yüze bakıp, farklı kadınlar yaratması gibi. Gücü de, sırrı da belki buradadır.

*Sultan Komut / Kadir Has Üniversitesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Doktora.






1 YORUM

  1. Nihayet geç de olsa, Frida Kahlo’nun değeri ve önemi konuşulmaya başlandı. Ben otuzbeş yıl önce keşfettim ve o zaman bile geç keşfettim diyordum. O nedenle de e mail adresime onun anısına adını koydum. Ne mutlu Frida’yı tanıyanlara.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bunları kaçırmayın

Yapay Zeka: Dost Mu, Düşman Mı?

Londra'daki Kraliyet Cemiyeti'nde sıradan bir Haziran'ın bir Cumartesi sabahı. Bilgisayar bilimcileri, halk arasında ünlü isimler ve gazeteciler, onlarca yıldır süregelen bir mücadeleye tanıklık etmek...

Özdemir Asaf’ın enleri, ilkleri bilinmeyenleri!

Özdemir Asaf şiirleri, hayatı ve hikayeleriyle şiirimizin en nadide şairlerinden biridir. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının en önemli isimlerinden Özdemir Asaf'ın şiirleri dışında başına gelmiş bilinmeyen...

Ataerkil bir toplumda 4 maddeyle kadınların giyimine göre takılan isimler

Ataerkil bir zihniyetin hakim olduğu dünyada tahakküm altındaki cins olan kadına da erkeklerin rol biçtiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki hayatın her alanında...

Biz yaşlandıkça zaman neden daha hızlı akar?

Zaman; kontrolümüz dışında sürekli akıp giden, durdurulamayan, ileri ya da geri sarılamayan soyut bir kavram. Aynı zaman dilimi, kimisine göre uzun, kimisine göre kısa....

Son haberler

Floyd’un altı yaşındaki kızının annesi: Adalet istiyorum, Floyd iyi bir insandı

ABD’de polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden siyah vatandaş George Floyd’un altı yaşındaki kızının annesi, “George için adalet istiyorum” dedi.Fotoğraf: TwitterFloyd, geçen pazartesi günü...

Britanya ‘corona’ tedavisinde ibuprofeni denemeye başladı

Britanya’da corona virüsü hastaları için ibuprofen etken maddesinin denendiği bir çalışma başlatıldı.Fotoğraf: ReutersAraştırma ekibi, aynı zamanda ağrı kesici olarak kullanılan ibuprofenin solunum güçlüğünü...

Rusya ve Suudi Arabistan, petrol kesintisini bir ay daha uzatmak için ön anlaşma yaptı

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) lideri Suudi Arabistan ile Rusya önderliğindeki ülkelerin oluşturduğu OPEC+ grubu, mevcut petrol üretimi kesintisini bir ay daha...

Çetin Ünsalan Yazdı: TOSYÖV raporundaki kritik uyarı

Ülkemizde reel sektörün röntgenini çekmek istersek, şüphe yok ki küçük ve orta boy işletmelerin durumuna mercek tutmamız gerekir. Bilhassa pandemi sürecinin etkilerinin ortaya...

Polisin öldürdüğü George Floyd’un altı yaşındaki kızı: Babam dünyayı değiştirdi

ABD'de polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden siyah vatandaş George Floyd'un yakın arkadaşı, eski NBA oyuncusu Stephen Jackson Floyd'un altı yaşındaki kızının videosunu paylaştı. The...
%d blogcu bunu beğendi: