Ana SayfaDerlemelerSabahattin Ali 108 yaşında!
Google Haberler'de takip et!

Ünlü şair ve yazar Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de Edirne dünyaya geldi. Birçok eserin sahibi olan Sabattin Ali yeni nesil tarafından hala okunmakta…

Gazeteciydi, yazardı, babaydı. Türk yazın tarihinin en büyük isimlerinden biri, Sabahattin Ali. 41 yıllık yaşamına birbirinden güzel kitaplar sığdırdı. Yaşasaydı daha yazardı ama “milli hislerini tahrik ettiği için” ordudan atılmış bir astsubay tarafından başından sopayla vurularak öldürüldü. Korkusuzdu, cesurdu, adaletliydi. Bu yüzden çok işsiz kaldı. Ölmeden önce yazdığı yazılardan birinde şöyle demişti; ”Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi”.

sabahattin
SABAHATTİN ALİ KİMDİR?

25 Şubat 1907’de Edirne Vilayeti’nin Gümülcine Sancağı’na bağlı Eğridere kazasında doğdu. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey’in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısıyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit’in çeşitli okullarında tamamladı. 1921’de Edremit’e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamadı ve aile çok zor günler geçirdi. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu’na girdi ve beş yıl burada okudu. 1926 yılındaİstanbul Öğretmen Okulu’nda mezun oldu. Bir yıl kadar Yozgat’ta ilkokul öğretmenliği yaptı, Millî Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya giderek iki yıl (1928-1930) orada okudu. Yurda döndükten sonra, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yaptı.

1932 YILINDA TUTUKLANDI

1932 yılında Konya’da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklandı. Bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı, 1933 yılında Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuştu. Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara’ya gitti ve Millî Eğitim Bakanlığı’na başvurarak yeniden göreve alınmasını istedi. Dönemin bakanı Hikmet Bayur’un “eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini” istemesi üzerine 15 Ocak 1934 tarihinde Varlık dergisinde “Benim Aşkım” adlı şiirini yayımlayarak Atatürk’e bağlılığını göstermeye çalıştı. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü’ne alınmış, Ankara II. Ortaokul’da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenip, 1936’da askere alınmıştır. 1937 Eylülünde kızı Filiz Alidünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir’de tamamlamış, 10 Aralık 1938’de Musiki Muallim Mektebi’nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınıp, askerliğini yaptıktan sonra 1941-1945 yılları arası Ankara Devlet Konservatuarı’nda Almanca öğretmenliği yapmıştır.

sabahattinali

“İŞİMİZDEKİ ŞEYTAN”

“İçimizdeki Şeytan” romanı milliyetçi kesimde büyük tepki topladı. Nihal Atsız’ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açtı, dava sırasında çok sıkıntı çekti. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamadı. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alındı, 1945 yılında İstanbul’a giderek gazetecilik yapmaya başladı. Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kaldı, 1946 – 1947 yılları arası Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkardı. Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaştı, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle “Milli Şef” İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatıldı, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açıldı. Dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yattı ve karşılaştığı baskılardan bunaldı. Ali Baba dergisinde yayımladığı “Ne Zor Şeymiş” başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: “Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi”.
Bir başka dava nedeni ile 1948’de Paşakapısı Cezaevi’nde üç ay yattı. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başladı, işsiz kalıp, yazacak yer bulamadı. Baskılardan uzaklaşmak için yurt dışına gitmeye karar verdi ancak kendisine pasaport verilmedi. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı bulamayınca da Bulgaristan’a kaçmaya karar verdi ve para karşılığı Ali Ertekin adlı bir kaçakçıyla anlaştı. Ordudan atılmış olan bir astsubay olan Ertekin, geçimini yurt dışına adam kaçırmakla sağlamakta, öte yandan Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti adına ajanlık yapmaktaydı. Resmi açıklamalara göre Ertekin, “milli hislerini tahrik ettiği için” Sabahattin Ali’yi başına sopa vurarak öldürdü. Cesedin 2 Nisan 1948 tarihindeBulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmasından sonra, 28 Aralık 1948’de tutuklanan Ertekin, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Yaptırımı 18-24 yıl olan adam öldürme suçundan, 15 Ekim 1950’de “milli hisleri tahrik” gerekçesiyle cezası indirilerek 4 yıla hüküm giydi.[1] Ancak yazarın yakın çevresi ise Sabahattin Ali’nin Kırklareli’de Milli Emniyet tarafından sorgulanırken işkence sonucu öldüğü ve Ertekin’in paravan olarak kullanıldığını iddia etse de bu hiçbir zaman kanıtlanamadı.[1] Sabahattin Ali’yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır.

SABAHATTIN ALI

 

Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır.

10,053BeğenenlerBeğen
244TakipçilerTakip Et
1,038TakipçilerTakip Et

Listeler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler haberler

Ahmet Kaya albümlerinden alternatif bir siyasi tarih

Halk ozanı Ahmet Kaya, 16 yıl önce aramızdan ayrıldı. Adıyaman'a bağlı Çelikhan'da,...

Beyin yakan 20 Evrim çalışması

Paris merkezli hiciv kolektifi Maentis, çok bilindik evrim çizimine farklı yorumlar...

Dünyanın en tatlı şehrinden 20 fotoğraf

Çin'in gözlerden uzak şirin kasabası Larung Vadisi, dünyanın sayılı Budist enstitülerinden...

Makyöz Laura Jenkinson’dan akıllara ziyan 30 yüz boyama çalışma

Dünyada sanat yolculuğuna çıktığımızdan beri anlıyoruz ki bu gezinin ucu bucağı...

Tartışı-Yorum

Cumartesi Anneleri: Gözaltındaki kayıpların hikayesi

Kadir Gürhan“Kayıplar” ve “yargısız infazlar” denilince akla ilk gelen Latin Amerika ülkeleridir. Bu ülkelerde askeri cunta yönetimleri “gözaltında kayıplar” ve “yargısız infazlarla” kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı bir...

Levent Ünsaldı “Melezim ben, köksüzüm… ve bundan gayet memnunum!”

2 göbek öncesinden nenemin o gün, samanlıkta kiminle seviştiğini bilmiyorum ki!Melezim ben, köksüzüm… ve bundan gayet memnunum!Bizim peder eski asker, emekli albay, Kıbrıs gazisi kendisi. İyi bir askermiş… Pederin...

TUZAKLARDA BUGÜN….

Yakın zamanda, ülke gündemine oturan "profilime neden bakıyorsun?" başlığı ile hashtag ile dolandırıcılar X uygulaması ile  birçok platform kullanıcısını mağdur etti